11 06 2016

Usui Reiki - Bireyin Reiki Yolu

REIKI’NIN TARİHÇESİ

Mikao Usui'nin Reiki’yi tekrar keşfedişiyle ilgili olarak anlatılan değişik hikâyeler adeta birbirieriyle yarış halinde. Bu hikâyelerin he­men hepsi masalımsı bir kurguya sahip. Usu- i’nin Reiki gücünü nasıl aldığı kesin olarak söy- lenemese bile, anlatılanların çoğu Reiki hikâ­yesinin özünü yansıtıyor; tıpkı şu hikâye gibi.

Mikao Usui 19’uncu Yüzyıl'ın ortalarında Ja­ponya’da doğdu, gençlik yıllanndan itibaren Buddha’nm yaşamı ve düşünceleriyle yakın­dan ilgilendi. Bilgiyi ve aydınlanmayı amaç edinmek hususunda oldukça kararlı olan Usu- i, içinin derinliklerinde başkalarına yardım et­me arzusu taşıyordu. Çünkü tanıdığı insanlar ya mutsuz ya da hastaydılar. Çevresinde şahit olduğu ızdıraplar ve Buddha’ya duyduğu hay­ranlık Usui’de, tıpkı bir zamanlar Hazreti İsa ve Buddha'nın yaptığı gibi, insanlara yardım etme, onlara şifa verme isteğini ve ihtiyacını uyandırdı. Usui’nin içinde duyduğu bu arzu o kadar güçlüydü ki, şifa gücünü nasıl elde ede­ceğini bilmemesine rağmen arayışa koyuldu, laponya gezilerinde Buddhizm hakkında yap­tığı incelemeler esnasında bir çok keşişle ve bilgeyle görüştü, ama bir türlü arzuladığı he­defe yaklaşamadı.

Uzun zaman süren arayışlardan sonra, bir Zen Kilisesi’nde tanıştığı, şifacılıkla ilgilenen bir manastır rahibinden şifa sanatı hakkında araştırma yapabilmek için destek gördü. Usui, iki büyük dinin, Buddhizm’in ve Hinduizm in sırlarını keşfetmek ve dinî yazıtlardaki bilgile­ri incelemek için Çince ve Sanskritçe öğrendi Hint Sutralan’ndaki yüksek titreşimli iyileştiri­ci güçlere ulaştıran teknikleri keşfetti.

Usui, şifa güçlerinin etkinleşmesi için bu teknikleri sürekli olarak ve uzun bir süre kul­lanması gerektiğini, ancak bu şekilde ilerleye­bileceğini anladı. Bunun için kutsal bir dağa çekilip, orada meditasyon yaparak ve oruç tu­tarak bu teknikleri kullanma kararını verdi. Orada sükûnet ve yalnızlık içinde 21 gün kala­rak hedefine yaklaşmak istedi. O âna kadar hiçbir şey olmadığı için, artık hayal kırıklığı içinde dağdan ineceğine tam inanmaya başla­dığı son gece, gökyüzünde patlak, açık renkli bir ışık belirdi. İşık ona doğru yaklaştı. Mikao Usui, ışığın bilinçli olduğunu ve ürpertici bir gücü temsil ettiğini iliklerine kadar hissetti. Ayrıca ışığın içindeki gücün, senelerdir aradığı şifa gücü olduğunu anladı. İşık, Usui’ye iyice yaklaştığında onunla düşünce ve duygu boyu­tunda temasa geçti. Bu temas, yarattığı şid­detli yoğunluk nedeniyle çok kısa sürdü. Usui, hem gücü alabilmek ve onu karşılayabilmek için kendisini tamamen ışığa bırakmak zorun­da olduğunu biliyordu, hem de ışıktaki gücün kendisini öldürebilecek derecede kuvvetli ol­duğunun farkındaydı.

Bu bilinçle, kararını ışıktan ve şifa gücün­den yana kullandı. Işık huzmesi ona değdiğin­de bayıldı. Ruhu, fizik bedeninden tamamen kopmasa da, ayrıldı. Astral boyutta, günümüz Reiki Üstatlarının öğrencilerine iletmeyi sür­dürdükleri sembollerin ışıldayışlannı gördü. Usui, her sembol için ayn biruyumlanma geçi­rip ilgili sembolün uygulama bilgisini aidi: Bu, Mikao Usui’nin Reiki’ye uyumlanmasıydı. Böy­lelikle, Reiki gücünü aktarma yetkisini aldı İş­te yukanda anlatıldığı gibi veya benzer bir şe­kilde günümüzde de Usui'nin Reiki hikâyesi anlatılmaya devam edilir. Hikâyenin gerçeklik payını tespit etmek için, bazı Reiki öğretmen­leri tarafından tarihsel araştırmalar yapıldı. Ancak yapılan bu araştırmalar, karanlığa ger­çeklikle ışık tutacak sağlam kanıtlar sağlaya­madı.

Neticede ne ve nasıl olmuşsa olmuş, bu­gün için önemli olan; Reiki Metotlan’nın ve Teknikleri’nin, insanlara kendi kendilerine şi­fa güçlerini harekete geçirebilmeleri ve iyileş­tirici olan bu gücü bireysel gelişim yolunda ilerlemek amacıyla kullanılabilmeleri amacıy­la verilmiş olduğudur.

Usui’nin, 1930 Yılı’na kadar en az 16 kişiyi Reiki Üstatlığı'na uyumladığı söyleniyor. Ama bugün, tanımadığımız başka insanlann da onun tarafından uyumlanmış olmasını muhte­mel görüyoruz. Usui'nin çizgisi Dr. Hayashi ve Bayan Takata üzerinden izlenebiliyor. Takata, başkalarının yanı sıra, hem Phyllis Le-

  • Furumoto’yu, hem de Barbara Ray’i uyumla- dı. Ama her ikisi de kendi bireysel yönlerinde ilerlemeyi seçtiler. İşte Reiki hakkında günü­müze dek süregelen birçok tartışmanın ilk to­humları tam da bu noktada atıldı.

Furumoto, Takata'nın torunlarından birisi­dir. Takata, onu büyük üstatlığa (grand mas- terlığa) uyumlamak istemesine rağmen, Furu­moto önceleri bunu reddetti. Bunun üzerine Takata, Barbara Ray ile çalışarak onu Reiki Bü­yük Üstatlığı’na uyumladı. Daha sonra Furu­moto da fikrini değiştirerek, Reiki Büyük Üs­tatlığı Unvanını almak istedi. İşte burada bü­yük spekülasyonlar başladı. Bazıları Taka- ta’nın Furumoto’ya bilginin bir kısmını verir­ken, sadece Ray’e tüm bilgiyi verdiğini savu­nuyorlar. Aynca yine, Takata’nın, bilgi bütün­lüğünden, öğrencisinin gelişmişlik düzeyine göre kısımlar aktardığı ve hatta bunun, Taka- ta’nın uygulama prensiplerinden birisi olduğu vurgulanıyor. Bu bakımdan, Reiki ve Büyük Reiki Üstatlığı ünvanı hakkında çeşitli ve fark­lı görüşler geliştiriliyor. Bu görüşler arasında Büyük Reiki Üstatlığı’nı tümden reddedenler de bulunuyor. Onlar bu ünvanı bazı Reiki öğ­retmenlerinin uçuk heveslerine bağlıyorlar. Bunun kesin karannı vermek oldukça zor. Çün­kü Büyük Üstatlık Aşamalan ruhsal düzeyde çalışmak için geniş kapsamlı olanaklar sunu­yor. Bence aşamalar hakkındaki karar merciin­de herkesin kendi kişisel tecrübesi yer almalı. Herkes kendince bireysel olarak bir sonuca varmalı.

Tarihsel gelişimin bu noktasında bir durak­lama yaşandı. Furumoto, "Reiki Birliği”ni (Rei­ki Alliance) kurdu. Ray ise, kısa adı A l.R A. olan “Amerikan Uluslararası Reiki Federasyo- nu”nu (American international Reiki Associati­on) oluşturdu. A.I.R.A., bugün T.R.T.A.I. "Işın Teknikleri Federasyonu" (The Radiance Tech­nique Association International) olarak bilini­yor. Bu iki kuruluş da, Reiki bilgisini koruma­yı görev edinen iki ayrı birlik ve organizasyon­dur. Reiki Alliance, Reiki'yi 3 aşamada öğretir­ken, A I R.A (yani T.R.T.A.I.) Reiki’yi 7 aşamada öğretiyor. Netice itibariyle gerçek Reiki’nin tam olarak ne olduğu önemli değil. Daha çok Reiki’ye uyumlanmanın yapısı, etkisi ve geli­şim potansiyeli, onun öznel değerini belirli­yor.

80 li yılların sonunda, katı organizasyon zo­runluluğu kaldırılarak serbest Reiki öğretmen­liğine izin verildi. 1989’a kadar yalnızca çok az sayıda Reiki Üstadı, öğrencilerine üstatlık ve­rebiliyordu. Bu öğretmenler, Reiki organizas­yonlarından birine de sıkıca bağlı bulunuyor­lardı. Dolayısıyla Reiki’nin yayılması da kısıtlı bir çerçevede mümkün oluyordu. 1989 Yı- lı’ndan bu yana artık serbest Reiki Üstatları bulunuyor ve bunlar bireysel sorumlulukla uyumlama yapıyorlar. Böylelikle son yıllarda Reiki hızla yayılarak insanların rahatına, huzu­runa ve gelişimine katkıda bulunmaya başla­dı. Bu arada, Reiki aktarımında geliştirilen çe­şitli formlar, bu serbestleşmenin bir başka so­nucu oldu. Serbest çalışan Reiki öğretmenleri, genellikle serbest davranırlar. Bu bakımdan Reiki öğretmenlerinin seminerlerinde işledik­leri konuların koşullan ve içerikleri birbirlerin­den oldukça farklıdırlar.

  • Reiki Nedir?

laponca bir sözcük olan Reiki "evrensel ya­şam enerjisi" anlamına gelir. Reiki bir güç, bir enerjidir. O, bu dünya üzerindeki tüm varlıkla- nn yaşam zeminini oluşturan enerjidir. Kendi­mize nefes almamızı, hissetmemizi ya da ya­şamamızı sağlayan şeyin ne olduğunu sordu­ğumuzda, buna cevaben birçok kavram bula­biliriz, ama bunlann hepsi de aynı şeyi tarif ederler: Ruh, yaşam soluğu, sevgi, yaşam enerjisi, orgon ve daha nicesi ya da Reiki. Rei­ki her şeyi büyüten ve açan güçtür; o ruhtur, o sevgidir.

Evrensel yaşam enerjisi her zaman ve her yerde mevcuttur. O, hem içimizde bulunur, hem de dışımızda çevremizi kuşatır. Yaşamak için gereken fonksiyonlan sağlamak amacıyla bedenimiz, çevresinden sürekli olarak yaşam enerjisi alır. Bu, nefes alıp-vermek kadar dü­zenli bir şekilde işleyen doğal bir prosestir.

Kendimizi güçlü veya güçsüz ya da uyumlu veya uyumsuz hissetmemiz ne kadar enerji al­dığımıza ve bu enerjinin bedenimizde ne ka­dar serbest dolaştığına bağlıdır.

“El koymak" bir tekniktir. Bu teknikle Rei­ki’yi yönlendirerek aktarabiliyoruz. Bu esna­da, tasavvur dahi edemediğimiz bu güce bir kanal oluyoruz. Reiki’yi hem kendimize, hem de başkalarına yönlendirebiliyoruz. Bir Reiki oturumunda dıştan görünen şey, sadece elle­rin konulması oluyor. Reiki’yi veren kişi, süptil bedenindeki belirli kanallar üzerinden Rei- ki'yi güçlü olarak alıyor. Reiki, onu verenin el­lerine akıyor ve oradan ya veren kişinin kendi­sine ya da başkalarına aktanlabiliyor. İşte bu “el koyma tekniği"ne de "Reiki" deniliyor.

El koyma, fiziksel iyileştirme gücünün yanı sıra, insanda gerçekleşen fiziksel, duygusal ve zihinsel-ruhsal boyuttaki bir iyileştirmenin en doğal metodudur. Bu, uzun süre yalnızca çok az kişi tarafından biliniyordu, ama bugün her­kesin iyiliği için, Reiki sayesinde tekrar yayılı­yor.

Reiki bir yönüyle evrensel yaşam enerjisi, diğer yönüyle de bu evrensel yaşam enerjisi­ni yönlendirme (kanalize etme) yetisidir.

Enerjileri ellerinden akıtma yeteneği, he­nüz Reiki'nin hiçbir aşamasına uyumlanmamış olan insanlarda da vardır. Bu bize, el koymay­la iyileştirme metodunun doğallığını gösteri­yor.

Reiki’yi uygulamak demek, "içimizde bulu­nan ve bizi saran yaşam enerjisine kanal göre­vi yapmak” demektir. İşte varlığımızda bulu­nan bu kanal, çoğumuzda tıkalı bulunuyor. Dolayısıyla yaşam enerjisinin akışı, mevcut enerjetik blokajlardan ötürü zorlaşıyor. Bir Reiki seminerinde, daha fazla Reiki enerjisi akabilsin diye önce kanallar temizlenir. Bu iş­leme "uyumlama" adı verilir.

İnsan bir kez doğru olarak Reiki Birinci Aşa- ma'ya uyumlandıysa, artık Reiki gücü onda yok olmadan bir ömür boyu akacaktır. Tabii ki kanalı düzenli olarak kullandığı ve Reiki’yi uy­guladığı takdirde. Kanalımızı, alıştırmalar ya­parak, öğrenmeyi ve gelişmeyi sürdürerek


 

açık tutmazsak, Reiki enerjisinin miktarı azala­bilir. Çok uzun süre kullanılmadığında ise, Reiki kanalı tekrar tıkanabilir.

Bir Reiki uyumlamasında, yaşam enerjisi­nin güçlenerek akması için, auranın belirli ka­natlan açılır ve temizlenir.

Enerji kanallannın temizlenmesiyle, o in­sanın iç dünyasını ve dış dünyayı daha derin olarak kavrayabilmesi teşvik edilir. Böylece insan kendi iç yaşamına daha fazla yönelirken, dışandakini de daha net bir şekilde algılaya­bilir.

Enerji kanallarımızın hâli (yapısı), bizden akan enerjilerin formunu ve içeriğini belirler. Bu enerjiler zıt kutuplu olabildikleri gibi, nötr de (Reiki) olabilirler. Kanallar ne kadar temiz­lenir ve tasfiye edilirlerse, bu kanallarda o ka­dar çok nötr yaşam enerjisi akabilir.

Enerji kanallarının temizlenmesi, bilinci ve kişisel gelişimi daha yüksek bir düzeye geçi­rir. Böyle bir durumda, en içteki itkiler daha kolay algılanabildiklerinden, daha kolay haya­ta geçirilirler. Bunun, iyileşme yolundaki geli­şimimiz için ne kadar önemli olduğunu daha önce incelemiştik.

İnsanların ve tüm varlıklann içine zıt kutup­lu olmayan yaşam enerjisi nüfuz eder. Bu nötr enerji, bize neşe ve rahatlık ile huzur ve mut­luluk bahşeder. Ne zaman bütün enerjilerimiz uyumlu bir denge haline girerlerse, kendimizi sağlıklı ve mutlu hissederiz. Enerji sistemi­mizde bir dengesizlik oluşunca, ki bunun so­rumluluğu kendimize aittir, kendimizi tüken­miş, güçsüz, hasta, keyifsiz hisseder, hatta depresyonun eşiğinde buluruz.

İşte burada Reiki (bireysel durumlara göre bu, farklı süreçleri gerektirse de), hissiyatımı­zı değiştirebilen olağanüstü bir enstrümandır.

Reiki'yi düzenli olarak kullanan herkes, en kısa zamanda kendisiyle Reiki ve tabiat ara­sında çok derin bir temas halini tesis eder. Çünkü Reiki, varoluşun tüm düzeylerinde et­kili olur, yani fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal düzeyleri etkiler. Reiki, iyileşme süreci­ne eşlik eden bir yoldur. Reiki, sevginin yolu­dur. Reiki, ruhsal olarak kendini gerçekleştir­menin yoludur. Bunu her birimiz, içimizin de­rinliklerinde özlemle arzulanz.

Reiki bir tekliftir. Bu teklifi kabul edip-et- memek bireyin tercihine bırakılır. Birey, Reiki- yi yaşamaya ve onun yolunda yürümeye karar verirse, önünde başka bir dünyanın kapılan açılır. Önceleri yavaş, sonraları giderek hep daha fazla... Bu, belki de bireyin bir daha terk etmek istemeyeceği bir dünyadır.

Hakikatin ispatlanması gerekmez. Hakikat, kendisini ortaya koyar ve bilinir. Sizin gerçeği­niz de Reiki hakikatinde açığa vurulur. İşte o zaman, siz de bunu hissedersiniz.

21
0
0
Yorum Yaz