22 03 2009

TASAVVUF İLE İLGİLİ BAZI TERİMLER

Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Evrende sadece Allah’ın varlığı söz konusudur. Diğer varlık zannettiğimiz, bu “mutlak varlığın”, Allah’ın bir parçası ve görüntüsüdürler. Tekke: Tasavvuf ehli kişilerin, tarikat mensuplarının barındıkları, eğitim gördükleri yer, kuruluş. Pir: Tarikat kurucusu Şeyh: 1.Tarikat kurucusu. 2. Tarikatta en yüksek dereceye ermiş kişi. 3. Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimsedir. Tarikat: Allah’a varma yolunda benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluk. Derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse. Abdal: Gezgin derviş Halife: Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği, yetki verdiği kişidir.   ... Devamı

22 03 2009

TASAVVUF İLE İLGİLİ BAZI TERİMLER

Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Evrende sadece Allah’ın varlığı söz konusudur. Diğer varlık zannettiğimiz, bu “mutlak varlığın”, Allah’ın bir parçası ve görüntüsüdürler. Tekke: Tasavvuf ehli kişilerin, tarikat mensuplarının barındıkları, eğitim gördükleri yer, kuruluş. Pir: Tarikat kurucusu Şeyh: 1.Tarikat kurucusu. 2. Tarikatta en yüksek dereceye ermiş kişi. 3. Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimsedir. Tarikat: Allah’a varma yolunda benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluk. Derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse. Abdal: Gezgin derviş Halife: Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği, yetki verdiği kişidir.   ... Devamı

22 03 2009

TASAVVUF İLE İLGİLİ BAZI TERİMLER

Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği): Evrende sadece Allah’ın varlığı söz konusudur. Diğer varlık zannettiğimiz, bu “mutlak varlığın”, Allah’ın bir parçası ve görüntüsüdürler. Tekke: Tasavvuf ehli kişilerin, tarikat mensuplarının barındıkları, eğitim gördükleri yer, kuruluş. Pir: Tarikat kurucusu Şeyh: 1.Tarikat kurucusu. 2. Tarikatta en yüksek dereceye ermiş kişi. 3. Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimsedir. Tarikat: Allah’a varma yolunda benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluk. Derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse. Abdal: Gezgin derviş Halife: Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği, yetki verdiği kişidir.   ... Devamı

22 03 2009

TASAVVUF DÜŞÜNCESİ

Allah'ı bilmek nasıl olur? Kâinatın yaratılışı nasıldır? Biz neyiz? Niçin geldik dünyaya? Yaşamımızın anlamı, var olmanın aslı, gerçek, başlangıç ve son nelerdir? Bu ve bunun gibi fizik ötesi sorulara cevap vermeye çalışan düşünüş yoluna Tasavvuf düşüncesi denir. [Vahdet-i Vücut (Varlığın Birliği) Teorisi]. Bu düşünüşe göre Allah tek varlıktır. (Vücud-i Mutlak). Aynı zamanda tek güzelliktir (Hüsn-i Mutlak). Tek varlık olan Allah kendisini görecek gözler, sevecek gönüller istemiş ve kâinatta bilinmek istemiştir. Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir. Ayna varlığın çeşitli görüntülerini yansıtır. O halde, evren ve tüm insanlar Allah'ın bir görüntüsüdür. Öyleyse insanlar arasında renk, inanç, dil, ırk gibi ayrımlar yapmak anlamsızdır. Bütün görüntülerde "varlık" ve "yokluk" öğeleri bir arada-dır. İnsan dünyaya bağlı tutku ve zevklerini yok ederek "varlık" öğesini geliştirir. Bunun yolu da tekkelerden (tarikatlar) geçer. Burada insan sıkı bir eğitimle dünya nimetlerinden vazgeçerse, sonunda özü olan Allah'a kavuşabilir. Bu da gerçek aşktır. İnsanların birbirlerine duyacakları aşk ise mecazdır. Bu, kişiyi Allah'tan uzaklaştırır. "Bir hırka, bir lokma" insana yetmelidir. Tekkelerde bu yolla Allah'a ulaşan insan sonunda "Enel Hak" ("Ben Allah'ım") derecesine varır. Bu kişilere "İnsan-ı Kâmil" ya da "Ermiş" denir. ... Devamı

22 03 2009

TASAVVUF EDEBİUATININ GENEL ÖZELLİLİKLERİ

Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır. En belirgin özellikleri şunlardır: Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir. Tekke Edebiyatı, Anadolu'da 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir. Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir. Nazım birimi genellikle dörtlüktür. Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır. Şiirlerin çoğu ezgilidir. Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir. İlahi, nefes, nutuk, devriye, sathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. Dili Âşık Edebiyatı'na göre ağır, Divan Edebiyatı'na göre sadedir. Âşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.   Yüzyıllara göre bu edebiyatın en önemli temsilcileri şunlardır: 12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi 13.yy.:Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 14.yy.:Kaygusuz Abdal 15.yy.: Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi 16.yy.: Pir Sultan Abdal 17.yy.: Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüd&a... Devamı

22 03 2009

kaside

  Kasideler, genellikle birini övmek ve yermek amacıyla yazılan şiirlere denir, kasideler genellikle din ve devlet adamlarını övmek amacıyla yazılan divan edebiyatı şiirlerdir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur. Türk edebiyatında 13. yüzyılda kullanılmaya başlanır. Nazım birimi beyittir. Beyit sayısı 33-99 arasında değişir. Kasidenin ilk beyitine matla denir.  Kasidenin son beyitine makta , şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak adlandırılır Kasidenin Özellikleri: 1- Beyitlerden oluşur. Kafiye düzeni gazelle aynıdır. Yani aa, ba, ca, da, ea, fa … Ancak gazelden daha uzun bir nazım şeklidir. 2- Kaside en az 33, en çok 99 beyitten oluşur. Ancak beyit sayısı 33’den az olan kasideler de vardır. 3- Kasidenin ilk beytine matla denir. Ama şair, şiir içinde matlaı yenileyebilir. 4- Kasidenin son beytine makta denir. 5- Şairin isminin geçtiği yere taç beyit denir. Sonlara doğrudur. 6- Kasidenin en güzel beytine beytü’l-kasid denir. 7- Aruz ölçüsüyle yazılır. 8- Bu türün en meşhur ismi Nef’i’dir. 9- Kasidenin kendi içinde belli bölümleri vardır. Kasidenin Bölümleri: 1- Nesib (teşbib): Giriş bölümüdür. Kasidenin tasvir bölümüdür. Burada, asıl konuya geçilmeden önce ramazan, bayram, bahar, yaz, savaş gibi konular ele alınır. 2- Girizgâh: Kasidenin ikinci bölümüdür. Asıl konuya giriş için uygun bir ortam hazırlama yani giriş bölümüdür. 3- Medhiye: Bu bölümde şair kimi övecekse onun yüceliklerini, başarılarını,... Devamı

22 03 2009

GAZEL

GAZEL Gazel divan şiirinde en çok kullanılan nazım şekillerindendir. Gazelin beyit sayısı 5 ila 15 beyit arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel adı verilir. Gazelin ilk beyti matla, son beyti ise makta adını alır. Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur. Birden fazla musarra beytin bulunduğu gazel zü’l-metali, her beyti musarra olan gazel ise müselsel gazel adıyla bilinir. İlk beyitten sonraki beyte “hüsn-i matla” (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine “hüsn-ü makta” (son beyitten güzel olması gerekir) denir. Gazelin en güzel beyti ise beytü’l-gazel ya da şah beyit adıyla anılır. Bunun yeri ya da sırası önemli değildir. Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matlasının ikinci dizesi olarak yenilenmesine “redd’i-matla” denir. Şair mahlasını (şairin takma adı, ya da tanındığı ad) maktada ya da “hüsn-ü makta”da söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla mahlas beyti ya da mahlashane olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına hüsn-ü tahallüs denir. Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5’in altında bulunan gazellere de “natamam” gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere “tahmis”, “terbi” adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller “yek ahenk gazel”, her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de “yek avaz gazel” olarak adlandırılır. Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır. Aşka ilişkin ... Devamı

22 03 2009

DİVAN EDEBİYATI YAZIM BİÇİMLR,ERİ

  DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ 1.                  GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı olur.Bu ilk beyte “matla”, son beyte ise “makta” adı verilir. Bir gazelin en güzel beytine “beyt-ül gazel”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “mahlas beyti” denir. Beyitleri arasında anlam birliği bulunan gazele “yek-âhenk”, aynı güç ve güzellikte beyitlerden oluşan gazele de “yek-âvâz” gazel adı verilir. 2.                  KASİDE: Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlerdir. En az 33, en çok 99 beyitten oluşur. Kasidenin en güzel beytine “beyt-ül kaside”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “taç-beyt” adı verilir. 3.                  MESNEVİ: Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım biçimidir.Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlânâ’nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur. Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur.Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye “H... Devamı

22 03 2009

destan

Türk tarihine anahatlarıyla bakıldığında Türk hayatı fetihlerle başlamış ve yeni toprakları yurt edinerek gelişmiştir. ilk anayurt olan Orta Asya hiç bir zaman terkedilmemiştir. Türk halkları ilk anayurt olan Orta Asya'dan itibaren dünya coğrafyası üzerinde geniş alana yayılmış ve bugün yedi Türk cumhuriyetinde, pek çok özerk toplulukda ve çeşitli devletlerin idaresinde azınlık halinde yaşamaktadır. Türk kültürü de tarih ve coğrafyadaki çok boyutluluğa paralel olarak çeşitlenmiş farklı seviye ve birikimlerle zenginleşerek ve farklılaşarak ancak ilk kaynaktan gelen ortaklıklarını sürdürerek günümüze ulaşmıştır. Bu sebeble Türk destanları da tarihî ve coğrafî çok boyutluluğun getirdiği dil ve kültür dairelerine paralel olarak çeşitlenmiştir. Türk destanları, anahatlarıyla kültür dâirelerine, kronolojik ve içinde teşekkül ettikleri veya muhafaza edildikleri siyâsî birliklere göre şöyle sınıflandırılmaktadırlar:İlk Türk Destanları 1.Altay - Yakut Yaradılış Destanı 2.Sakalar Dönemi a.Alp Er Tunga Destanı b.şu Destanı 3.Hun Dönemi Oğuz Kağan Destanı 4.Köktürk Dönemi a.Bozkurt Destanı b.Ergenekon Destanı 5.Uygur Dönemi a. Türeyiş Destanı b. Göç Destanı İslamiyetin Kabulunden Sonraki Türk Destanları : 1.Karahanlı Dönemi Satuk Buğra Han Destanı 2.Kazak-Kırgız Kültür Dâiresi Manas 3.Türk-Moğol Kültür Dâiresi Cengiz-name 4.Tatar-Kırım Timur ve Edige Destanları 5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri a. Seyid Battal Gazi Destanı b. Danişmend Gazi Destanı c.Köroğlu Destanı   Türk Kozmogonisi-Yaradılış Destanı: Altaylardan Verbitskiy'in derlediği yaradılış destanı özetle şöyledir: Yer gök hiç ... Devamı

22 03 2009

İLK YAZILI ESER - Divan-ı Lügati’t Türk

 Divan-ı Lügati’t Türk Divân-ı Lügati’t-Türk, Kaşgarlı Mahmut tarafından Bağdat’ta 1072-1074 yılları arasında yazılan Türkçe-Arapça sözlüktür. Türkçe’nin bilinen en eski sözlüğü olup, Orta Asya yazı Türkçesi hakkında varolan en kapsamlı ve önemli dil anıtıdır. El yazması nüshası 638 sayfadır ve yaklaşık 9000 Türkçe kelimenin oldukça ayrıntılı Arapça açıklamasını içerir. Ayrıca Türklerin tarihine, coğrafi yayılımına, boylarına, lehçelerine ve yaşam tarzlarına ilişkin kısa bir önsöz ve metin içine serpiştirilmiş bilgiler mevcuttur. Klasik Arap leksikografisinin ilkelerine göre hazırlanmış olan sözlük, Kaşgarlı Mahmut’un Türk boyları hakkındaki etraflı bilgisinin yanısıra, Arap filolojisi konusunda da esaslı bir eğitim görmüş olduğunu gösterir. Sözlüğün elde bulunan tek yazma nüshası 1266′da Şam’da temize çekilmiş ve 1915′te İstanbul’da Ali Emiri Efendi (1857-1923) tarafından tesadüfen bulunmuştur. (Ancak daha önceki yüzyıllarda Antepli Aynî ve Kâtip Çelebi de Divân‘dan söz ederler.) Ali Emiri yazması 1917′de Talat Paşa’nın (1874-1921) teşviki ile Kilisli Rıfat Bilge’nin (1873-1953) gözetiminde basılmış hemen bütün dünya Türkologlarının ilgisini çekmiştir. 1928 yılında Türkolog Carl Brockelmann, ayrıntılı notlarla sözlüğün Almanca çevirisini yayımlamıştır. Besim Atalay’ın modern Türkçe çevirisi 1940′ta Türk Dil Kurumu tarafından basılmıştır. Son yıllarda Dankoff’un Divan-ı Lügat-it Türk çevirisi, yeni bilgiler ışığında önemli yorum değişikliklerine yol açmıştır.D... Devamı

22 03 2009

İSLAMİYET'TEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI YATI

İSLAMİYET'TEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI (..?-11.yy.)   A) SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ:   M.S.VIII. yüzyıla gelinceye kadar Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı, sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.   Genel özellikleri:   Bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde (“kopuz” adı verilen sazla) dile getirilmiştir. Ölçü, ulusal ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür. Nazım birimi “dörtlük”tür. Dönemine göre arı bir dili vardır. Dizelere genel olarak yarım uyak hakimdir. Daha çok doğa, aşk ve ölüm konuları işlenmiştir. Bu döneme yönelik elimizdeki en önemli ve eski kaynak Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat-it Türk” adlı eseridir.   Dönemin ürünleri:   KOŞUK: “Sığır” denilen sürek avları sırasında söylenen şiirlerdir. Konusu daha çok doğa, aşk, savaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra Halk edebiyatında “Koşma” adıyla anılmıştır.   SAV: Dönemin özlü sözleridir. Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.   SAGU: “Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişilerin erdemlerini ve duyulan acıları dile getiren şiirlerdir.   DESTAN: Toplumu derinden etkileyen olaylar sonunda halk arasında kendiliğinden oluşan uzun nazım türüdür.   DESTANLARIN ÖZELLİKLERİ   1.   &n... Devamı

25 01 2009

SARI GELİN - ORTANCA DERGİSİ ( YAYINLANAN İLK DENEME YAZIM)

SARI GELİN   Yağmurlu bir gecenin ardından gelen soğuk iliklerime işliyordu. Sevdanın yokluğunda esen rüzgarın getirdikleri teker teker kalbime batarken, biliyordum sen artık yoktun. Adının geçtiği cümleler artık nefes almayacaktı kalemimin ucunda. “Sen” diye başlayan satırlar yazılmayacaktı sayfalarıma. Yalnız sayfalarıma mı? Kalbimde  ismini anmayacak... “Susmalı,” demiştin. “Susmalı yüreğinin dili,”.Sen öyle istemiştin benden. “Son dileğimdir senden,” demiştin ya giderken. Hani bu son konuşmamız gibiydi ya. Dudaklarından dökülen her söz yaralamıştı beni. Oysa ben hiç susmadım ki! Sana dair ne varsa yaşanmış, hatıralarımda hep canlı kalsın istedim. Unutulmaya yüz tutmadan yeniden kazıdım bir bir hafızama.  Çünkü sen aşktın! “Beni al giderken ,” dedim sana, dönüşü olmayan yola giderken. Beni götürmedin. Bu yolculuk zahmetliydi belki benim için ve haklıydın. Yinede elin de tuttuğun tek kişilik biletin içinde bir yer bulmak istedim.  Kollarına yapışıp “gitme” diyebilmeyi çok isterdim. Sevdanın eteklerine yapışıp ardından sürüklenerek meçhule gidebilirdim. Kanadı kırık sevdamın ipleri asılı yüreğine. Nasıl oluyor da sen farkında değilsin? Oysa bir ucu bedenine bağlı bir diğeri hayata. Bir adım gitsem ölümün tadına bakacağım. Buruk acımtırak hüzünü ardımda bırakacağım. Bir adım gitsem seni bulacağım. Aşka sevdalı bir âşığa aşkı bahşedeceğim. Sarışın bir gelinin bembeyaz duvağını seyredeceğim. Rüzgâr saçlarını tararken, papatya tarlalarının ardından ağız dolusu kahkahayı armağan edeceğim. Güvercin kanadında, masmavi enginlere bakarak kahkaha atacağım.  Sen bilmiyorsun içimden sana doğru akan nehirleri.  Sana saklanmış hiç bilmediğim biriktirdikle... Devamı

25 01 2009

BİÇARE

Şu kısacık ömrümde sevemedim gönlümce Her gülüşü aşk sandım Sonunda aldandım Bilemedim kendimi Dünyayı var sandım Devamı

24 01 2009

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR_ADAM YAYINLARI_1997

.YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR       Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır    Kopmaz kökler salmaktır oraya    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına  &... Devamı

09 01 2009

ŞEMS

Ey benim yetim gönlüm ; Bırak gamlı düşünmeyi... Sus ve sabret ! Gözyaşının hesabını Rabbim sorsun ; Sen hakkını helal et... - Şems-i Tebrizi Devamı

09 01 2009

AİT DEĞİLİM SEVGİ YOLU DERGİSİ 2009'MART AYI SAYISINDA YA

AİT DEĞİLİM   İçimde kocaman bir boşluk var Ne geldiğim yerde mutlu olabildiğim Ne de kaldığım yerde huzur bulabiliyorum Hiçbir yere ait değilim sanki Yürüdüğüm yollarda izlerim düşüyor Hepsi simsiyah çizilmiş kara tahta gibi Geldiğim yerde sorunlar bitmezdi Sıkıntılarım dizi dizi, Kaldığım yerde hazımsız insanların susmuyor dili Yüreğim düğüm düğüm oluyor Konuşsa yersiz bulunuyor sussa haksız görülüyor Bu ev dar geliyor bedenime Kalbim taşıyor kafesinden Sanki denizlere ulaşıcak Atıyor deli deli Bu yük bana artık çok ağır geliyor.   ELİF ÖZTÜRK   24 EKİM 2007 BU ESER SEVGİ YOLU DERGİSİNİN 2009 YILI MART AYI SAYISNDA YAYINLANMIŞTIR.........    © TÜM HAKLARI 5846 SAYILI YASANIN ÖNGÖRDÜĞÜ ÜZRE YAZARIN KENDİSİNE AİTTİR. ... Devamı

09 01 2009

Sevilmek istiyorsan, önce Sevmeyi bileceksin.

  Sevilmek istiyorsan, önce Sevmeyi bileceksin. Devamı

08 01 2009

ÇINAR GÖLE

Tutuklama yok, ifade verme yok. Hayat bile sessiz sakin, bir köşeden izleyecek güzelliklere ihanetini. Ve sorgulamayacak hiçbir zaman, ... her gece yarısı bir dünü, neden gözünü kırpmadan vurduğunu. Sadece, küçücük bir ayna hatırlatacak, yıllar sonra sana.. Vurduğun her dünün bir bedeli olduğunu… Çınar GÖLE/Peşini Bırakmayacak Dünler Devamı

08 01 2009

Çevirgel duasının tamamlayıcısı

Çevirgel duasının tamamlayıcısı Bismillahirrahmanirrahim Bismillahil ` azimi ve billahilkerimüskün ya sürhubad. Ve Bihakki Adem safiyullah hürmeti için üskün ya sürhubad. Ve bihakkı nuh neciyullah hürmett için üskün uhruc ya sürhubad. Ve bihakki şit nebiyullah hürmet için üskün uhruç ya sürhubad. ve bihakki Tevrati Musa aleyhisselam Hürmeti için üskün ya sürhubad. Ve bihakki İncili İsa aleyhisselam hürmeti için üskün ya sürhubad . Ve bihakki Fürkanı Muhammed Mustafa Aleyhisselam hürmeti için uhruç ya sürhubad. ve bihakki yüzyirmidörtbin Peygamberler hürmeti hakkiçin üskün ya sürhubad. Üçyüz onüçmürseller ve peygamberler hürmeti hakkiçin uhruç ya sürhubad.ve cebrail ve mikail ve israfil ve azrail hürmeti hakkiçin üskün ya sürhubad. Ve arş ve kürsi ve levh ve kalem onsekizbin alem hürmeti hakkiçin uhruç ya sürhubad.ve sekiz uçmak ve yedi tamu hürmeti hakkiçin uhruç ya sürhubad.Ay gün ve yagmur ve kar hürmeti hakkiçin üskün ya sürhubad. Ve medinede yatan evliyalar ve gaziler ve şehitler hürmeti hakkiçin üskün uhruc ya sürhubad.Beytül ` mamur ve beytül ` mukaddes hürmeti hakkiçin üskun ya sürhubad. Ahir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa `nın Kur`an Nuri hürmeti Hakkiçin uhruç ya sürhubad. Billahil`azimi hakkiçin uhruç ya sürhubad.Felekin Hasenatin felekin hasemetin şerberasiyyen serberasiyyen şerberasiyyen behhuzeten behhuzeten behhuzeten mülhakan mülhakan mülhakan ve lutfen ve lutfen ve lutfen bihi bihi bini üskün üskün ... Devamı

08 01 2009

ÇEVİRGEL DUASI

Deneyen ve faydasını göreniniz var mıdır bilmiyorum, ama bu dua birçok kişinin dilindedir. Aynı "ya Vedûd" zikri gibi Çevirgel de halka mal olmuş isimlerden. Faydası yediye tamamlanınca görüRlüyor bildiğim kadarı ile: abdestli olarak (ve başta istenirse niyet ederek) yedi kez okunuyor. Ya yedi gün (erkekler için gece) üstüste, ya da yedi Cuma peşpeşe okunuyor. Okumaya başlamadan 2 rekat namaz kılmanın etkiyi arttıracağını duydum. Dua metnindeki "Filanca"nın yerine dönmesi istenen kişinin adının geleceğini söylememe gerek yok sanırım. Bunun bir iyisi mümkünse anne adını da katarak "...`dan doğma ..." olarak telaffuz etmektir. (Tabii bu kesinleştirme, baştaki niyet etme kısmı için de geçerli.) Buyurun:   Bismillahirrahmanirrahîm Elhamdülillâhi leke ya Allahü Filanca`nın gönlünü bana dost kıl. Elhamdülillâhi ya Allahü yine Filanca`nın gönlünü çevirgel. Bihakkı Lâilâhe illallahü Muhammedin Resulullahi Yarab, sen ol Şan`ı büyük Allah, sen ki yedi kat yerleri ve gökleri yarattın: Yarab senin izzetin hürmeti için Filanca`nın gönlünü ve canını ve yedi kat endamını ve iradesini ve kararını bana çevirgel, gayrilerinden gönlünü ayırgil. Ahiyyen şerahiyyen asbavüsin bihürmeti Hızır Aleyhisselâm Filanca`nın gönlünü bana dost kılıvergil. Eğer uyur ise uyandır. Eğer durur ise doğru getürgel. Benim aşkımdan bikarar kılıvergil. İlahi bihürmeti hüvelhayyü kayyum Lâilâhe illâ hüve bikarar kılıvergil. İlâhî senin bin bir adın hürmeti için doksandokuz esmaül-hüsna hürmeti için bizi sevindirgil. Bihürmeti Tevrat ve bihürmeti Zeb... Devamı