18 06 2016

Öğretmenlik Aşaması

Öğretmenlik Aşaması Üçüncü Aşama’da dördüncü sembole yani Üstatlık Aşaması na uyumlanmakla birlikte, Reiki’deki enerjetik süreç tamamlanır. Bu aşa­mayı, başkalarını Reiki'ye uyumlama yetkisine ulaştıran "öğretmenlik aşaması" izler. Öğret­menlik aşamasında artık enerjetik bir uyumla­ma bulunmaz. Bu aşamada daha çok bilgi ak- tanmı yapılır. Bunlar, uyumlama ritüelleriyle ilgili olan ayrıntılı bilgilerdir. İşte bu bilgileri, bu kitapta bulabilirsiniz. Sadece Almanya’da Reiki öğretmenlerinin sayısı neredeyse 5.000’e çıktı. Kimi tahminler bu rakamın üstünde seyrediyor. Bazı açılardan bu gelişme üzücü olabilir, çünkü genellikle Reiki öğretmenliği için gereken yeterlilik, liyâ­kat ve olgunluk hakkında şüpheye düşülüyor. Şahsen ben, bunun gerçekten öyle olup-olma- dığını yargılamaktan çekiniyorum. Reiki öğretmenlerinin giderek hızla artan sayısında iki ana yön var: Bunun bir yönü memnun edici bir gelişmeyken, diğer yönü öyle değil. Reiki öğretmenlerinin bireysel gelişimle­rinde büyük farklılıklar olması doğaldır. Bu farklılıklar, Reiki’yi aktarırken çeşitli formlara ve içeriklere zemin hazırlarlar. Bu noktada Reiki öğretmenlerinin kanaatleri, kendilerinin ötekilerden "daha iyi” oldukları yönündedir. Yani “doğru olan” kendi yollarıdır, "yanlış olan” ise, öteki öğretmenlerin yollandır. Böyle bir tutum tek yönlü bir yargıdır ve varoluşa ay­kırıdır. Reiki'de de artık psikoterapistler, doktor­lar, kuaförler, politikacılar, yöneticiler ve çeşit­li meslek gruplarından insanlar bulunuyor. Bi­risi belirl... Devamı

18 06 2016

3. Aşama

Üçüncü Aşama: Üstatlık Aşaması Üstatlık enerjisi, kendine has bir salınıma sahiptir. Üstatlığa uyumlanmayla birlikte Rei- ki'nin enerjetik çemberi tamamlanır. Reiki'de Birinci Aşama fiziksel-duygusal alanı, ¡kinci Aşama zihinsel-duygusal alanı, Üçüncü Aşama ise ruhsal-duygusal alanı temsil eder. Reiki sistemindeki her üç aşamayı da biti­ren ve her aşamanın gerektirdiği görevleri ta­mamlayanlar, bedeni, zihni ve ruhu kapsayan İnsanî düzeylerdeki bütünsel arınmayı ve ge­lişim sürecini tamamlamış olurlar. Üçüncü Aşama’ya geçtikten sonra, Reiki'de astral dü­zeyde bilinçli olarak çalışmak da mümkündür. Geleneksel Reiki’de, sadece gelişim süre­cinin büyük bölümünü tamamlamış olanlar ve liyâkat gösterenler Üstatlık Aşaması na uyum- lanırlardı. Günümüzde artık buna çok ender rastlanıyor. Henüz Birinci Aşama daki görev alanını bile tamamlamadan Üstatlık Aşama- sı’nı alabiliyorlar. Bunun farklı sonuçlan olu­yor, örneğin farklı aşamaların görev alanları birbirleriyle kesişince, psikolojik yönde aşın bir yüklenme yaşanıyor. Bunun iyi mi, yoksa kötü mü olduğunu yargılamıyoruz, sadece me­selenin hakikaten böyle olduğunu bilmek bile (bunu kavrayamasak da) anlamlılığını gösteri­yor. İlk büyük adımla kişisel bilinçdışımızı çöz­meyi geniş çapta tamamladıktan sonra, sıra Üstatlık Aşaması’ndaki görev alanına girmemi­ze gelir. Bu düzeydeki görevler, üstatlığa uyumlanmamızla birlikte üstatlık enerjisi tara­fından otomatikman bize yüklenirler. Ancak buradaki görev alanı ve &ccedi... Devamı

18 06 2016

2. Aşama Sembolleri

İKİNCİ AŞAMA’NIN SEMBOLLERİ YE MANTRALARI Şimdi İkinci Aşama'daki önemli bir yeniliği ele almak istiyorum: İkinci Aşama’daki üç sembolü açıklamadan önce, sembollerin oluş­turdukları etkileriyle ilgili olan temel görüşle­ri sunmam yerinde olacak. Herhalde bu konu­daki en ilginç sorulardan birisi, sembollerin ve mantraların nasıl etki gösterdikleridir. Bu so­ruya, kendime ait olan bir yanıt vereceğim: Varolan her şey enerjidir. Madde, düşün­celer, duygular. .. yani her şey. Farkı oluşturan, enerjilerin formları ve frekanslarıdır Her şey enerji olduğuna göre, birbirleriyle enerfetik   bir bağlantı içinde bulunurlar. Bizler bunu he­nüz algılayamasak da, bu böyledir. Her enerjinin bir formu ve her formun da bir içeriği vardır. Formlara, içerikler ve enfor­masyonlar akarlar. Form sayesinde içeriğe ula­şabiliriz. Yeni formlar oluşturup, onları değişik içeriklerle doldurabiliriz. Küçük bir örnek verelim: Elimizde bir kitap tutuyor olalım. Kâğıttan oluşan bu kitapta an- latılanlan anlayabiliyoruz, çünkü onda okuya­bildiğimiz harf kombinasyonları yer alıyor. Ki­tabın kâğıdı ve kapağı, onun formunu oluştu­ruyorlar. Bu forma, içerikler doluyor. Biz de bunları okuyoruz ve okuduklarımızı da enfor­masyon olarak bilincimize alıyoruz. Her şey enerji olduğuna göre, her şey dai­ma vardır ve varolacaktır. Ama enerji formunu değiştirdiğinde, onu bilinçli olarak algılama­mız güçleşir. Her çeşit bilgi daima "kaydedile­rek” (yani saklanarak) varlığını koruyorsa, kita­bın okunması, ondaki enformasyonun alınma­sı ve işlenmesi de kaydediliyor demektir. Okuma sürecinde belirli bir duygunun yön verdiği bir bilinç hâli i... Devamı

18 06 2016

2. Aşama

Reiki İkinci Aşama seminerine katılmaya karar veren bireye, yeni bir dünyanın kapısı açılır. İkinci Aşama ya uyumlanma, kendisine has bir enerji titreşimine sahiptir. Birinci Aşa­mada "olmasına izin vermek ve sadece el koy­mak" söz konusuyken, İkinci Aşama’da zihin­sel (mental) tezahürler ön plâna çıkarlar. Reiki kullanımı, onun sembollerinden faydalanılma­sı durumunda dışa yönelik etkinliklerde ken­disini daha çok gösterir. İkinci Aşama da da, özellikle ilk 3 hafta çok yoğun geçen bir temizlenme (arınma) süreci gerçekleşir. Bu arada yeni semboller kullanılır. İkinci Aşama da, her birisinin kendisine has anlam­lan ve titreşimleri bulunan üç sembol verilir. Reiki öğrencisi, ilgili sembollere uyumlanarak onlarla çalışabilecek bir seviyeye getirilir. Reiki İkinci Aşama nın, Birinci Aşama’ya gö­re çok geniş bir uygulama ve çalışma alanı bu­lunur. Burada, öğrencinin yalnız Reiki’yi kul­lanma imkânı artmakla kalmaz, aynı zamanda kişisel gelişimde üstesinden gelinmesi gere­ken görevler de bekler onu. Birinci Aşama’da insan kişiliğinin kolayca ulaşılabilen alanlarını idrak edebilmeye ağırlık verilirken, İkinci Aşa- ma'da kişisel bilinçdışındaki alanlar üzerinde çalışılır. İkinci Aşama, bireyselleşme sürecinde atı­lan ikinci adımla doğrudan bağlantılıdır. Bu adım, kişisel bilinçdışının çözülmesine ve içi­mizdeki çocuğun iyileştirilmesine yöneliktir ve "gölge”nin entegrasyonunu kapsar. Bu aşa­madaki çalışmalar, en büyük görevlerden ol­dukları için, onlara yeterli olan zamanı ayırma­lıyız. İkinci Aşama daki enerjinin niteliği, “gölge" içerikleriyle dış âlem... Devamı

18 06 2016

1. Aşama

Birinci Aşama Reiki seminerlerine katılmak için, insanların oldukça farklı ve çok çeşitli se­bepleri vardır. Dolayısıyla katılımcıların Rei- ki’ye, Reiki öğretmenine ve Reiki seminerine karşı tavırlarında da farklılıklar olabilir. Katı­lımcılardan kimileri konuya şüpheyle, çekin­gen ve temkinli olarak yaklaşırlarken, bazılan Reiki’nin onlara yardımcı olacağından kesin­likle emin olabilirler. Reiki öğretmeni, bütün bu tavırları kabul ederek, makûl ve ortak bir anlayış zemini oluşturmaya çalışmalıdır. Birin­ci Aşama Reiki seminerindeki atmosfer genel­likle çok yoğundur, çünkü katılımcılar merak­la bekledikleri uyumlama hakkında doğal ola­rak peşin bir fikrin sahibidirler. Uyumlama hakkındaki peşin fikirler seminer öncesi güç- lüdür, ama seminer esnasında bu fikrî beklen­tiler iyice güçlenerek büyürler. Her seminerin başlangıcında vuku bulan bu tipik gergin atmosfer eşliğindeki farklı bek­lentiler, ümitler ve peşin fikirler karmaşık bir grup enerjisi meydana getirirler. Birinci Aşa- ma’ya uyumlandıktan sonra, bütün katılımcıla­rı birbirlerine bağlayan bir "organ" ve ortak bir iletişim düzeyi oluşur. Şüpheler ve endişeler yerlerini daha nelerin öğrenileceğine duyulan meraka bırakırlar. Birinci Aşama'ya uyumlan- mayı yaşamak, Reiki’de yaşanan diğer dene­yimler gibi, daima kişiye göre farklı olur. Bura­da herkesin yaşadığı farklı bireysel tecrübeler, Reiki'nin evrenselliğini yansıtırlar. Birinci Aşama da  Reiki hakkında te­mel bilgiler aktarılır. Katılımcıların çoğu, Rei­ki hakkında çeşitli kitaplar okuyarak gelirler, dolayısıyla bu hususta zaten az-çok bilgi sahi­bidirler. Buna rağmen Reiki’deki temel bilgi­lerin bir öğ... Devamı

18 06 2016

Usui Reiki Aşamaları

REİKİ AŞAMALARI Geleneksel Usui Reiki Sistemi üç aşamaya ayrılmıştır. Serbest çalışan Reiki öğretmenleri bulunmazken, Reiki yalnızca belirli organizas­yonların içinde aktarılıyordu; örneğin "Reiki Alliance” birliğinde üç aşamada veriliyordu. Üçüncü Aşama, Üstatlık Aşaması nı ve uyumla- ma ritüelleri hakkındaki bilgileri kapsıyordu, böylelikle alıcı, uyumlama bilgisiyle ve yetki­siyle başkalarına Reiki aktarabiliyordu. 1989’da serbest Reiki öğretmenliğine izin ve­rildi. Serbest öğretmenler Reiki Üçüncü Aşa- ma'yı tekrar iki aşamaya böldüler. Günümüz­de Reiki’deki Üçüncü Aşama’yla üstatlığa uyumlanmak, Dördüncü Aşama’yla uyumlama hakkındaki bilgilerin aktanlması ve uyumlama yapma yetkisinin verilmesi anlaşılıyor. Uyumlamada her üç aşama farklı anlamlar taşır. Reiki'nin her aşaması farklı yükseklikte bir enerji salınımını ifade eder. Bundan ötürü her Reiki aşaması farklı olan görevleri ve ça­lışmaları kapsar. Reiki, öncelikle bilincin tekâmülünde bir enstrüman olarak kabul edildiğinden, özel enerji niteliklerine sahip bulunan farklı Reiki aşamaları insanlann gelişim düzeylerine uy­gun olur. Dolayısıyla her Reiki Aşaması’nda somut görev ve çalışma alanları vardır. Birey­selleşme yolunda Reiki bir enstrümandır ve Reiki’deki her aşama duygusal bir arınmayla bağlantılıdır. Birinci Aşama’da somut olarak doğrudan bedene hitap edilir ve katı madde ortamında bulunan fiziksel düzeye temas edilerek çalışı­lır. İkinci Aşama’da zihinsel (mental) düzey ön plâna çıkar ve özellikle zihinsel beden düze­yinde çalışılır. Üçü... Devamı

18 06 2016

Usui Reiki Süreci

Reiki’yle bilinçli olarak ilk temasımız uyumlama sayesinde gerçekleşir. Uyumlama- nın bizi neden ve nasıl etkilediğini az önce açıkladık. Aura kanallarımızın temizlenmesi neticesinde belirli bir enerji niteliğiyle tema­sa geçmemiz, bilincimizin daha yüksek bir sa- lınıma sıçramasına yol açar. Bilincimiz bu yüksek salınıma, aniden (ya­şam tecrübelerini atlayarak) girdiği için, öğ­renme süreçli tecrübelerle değişme sürecini de atlar. İşte bu nedenle bilinçte bir tür boş­luk (vakum) oluşur. Bu bakımdan, uyumlama geçiren bir insanda 3 haftalık yoğun bir temiz­lenme süreci başlar. Bu süreç zarfında genel­likle insanın hayatında büyük olaylar ve deği­şimler tezahür ederler. Bunların arasında şun­lar görülür: İnsanın temel görüşleri değişir, çatışmaları çözülür, bireysel hayatına yeni ilgi alanları gi­rer, bedensel rahatsızlıkları hafifler, iyileşme süreci başlar, kendisi hakkında bilinçlenmesi gelişir, hayatındaki olayları daha büyük bir an­layışla karşılar, buna benzer daha bir çok baş­ka şey oluşmaya başlar. Uyumlanmada, bilinçte meydana gelen boşluğun (vakumun) doldurulması için, hız­landırılmış bir eğitim süreci başlatılır. Bu ba­kımdan temizlenme sürecine "hızlandırılmış ders programıyla öğrenme süreci” de denile­bilir. Bireyin Birinci Aşama'daki uyumlamada Reiki’yle ilk teması çok olağan bir durumdur. Reiki’ye uyumlandıktan sonra (bunun Bi­rinci Aşama ya, İkinci Aşama ya veya Üçüncü Aşama'ya olması hiç fark etmiyor), Reiki tera­pilerinde gelişen etkileşimler yaşanır: Reiki’yi düzenli olarak uygulayanlar, düzenli olarak ya­... Devamı

18 06 2016

Usui Reiki Özellikleri

Reiki Eneıjisinin Özellikleri Reiki'ye uyumlanan bir kişi, artık kendisine ve başkalarına Reiki verebilir. Reiki Enerjisi ne zaman kullanılırsa-kullanılsın, daima aynı özellikte ve değişmeyen bir kalitede olur. Reiki enerjisi, verici üzerinden alıcının enerji sistemine akar. Aura ile beden, enerji sistemine aittirler. Auradaki bozulmalar sık aralıklarla ve sürekli olurlarsa, bir süre sonra ağrılara ve hastalıklara yol açarlar. Ama bu du­rum kendisini önce aurada belli eder. Ondan sonra bedene, yani aşağıya iner ve grip veya soğuk algınlığı gibi semptomlarla kendisini gösterir. Reiki, öncelikle insanın süptil alanlarına, sonra da bedenine etki eder ve insanı en te­mel düzeyde etkilemeye başlar. Geçmişteki ağrıların ve travmaların meyda­na getirdikleri enerji blokajlarını Reiki'yle çö­zebiliriz. Enerjinin çözülmesiyle birlikte geç­mişteki ağrıları ya da acıları tekrar hissederiz, ama bir blokaj ancak bu şekilde tamamen çö­zülebilir. Bu durumda "fazla” Reiki yapmanın çok sayıda derin travmayı çözebileceğinden ve bunların hepsinin birden işlenmesinin mümkün olamamasından endişe edilebilir. Ama buna gerek yoktur. Çünkü burada, Rei- ki’de ve bilinçdışımızda bulunan bilgelik dev­reye girer: Enerji blokajlarının sadece işlene­bilecek kadarı çözülür. Reiki’nin "çok fazla” alınması söz konusu değildir, o, bireysel ölçüye göre, yeterince alı­nır ve "sadece” genel yapının iyileştirilmesini destekler. Reiki, daima pozitif etkili bir enerji­dir. Onu, bir başkasına zarar vermek için kulla­namayız. Reiki enerjisi ışıktır. Işık, zıt kutuplu değildir. Yani o asla, zıt kutuplu enerjilerde ol­duğu gibi, zarar vere... Devamı

18 06 2016

uyumlamalar

Uyumlamalar Reiki’yi kullanma yetisi, uyumlama yoluyla bireyden bireye aktarılır. Uyumlama sayesin­de aura kanalları da temizlenirler. Reiki'ye uyumlanan bireyin frekansı, Rei- ki’nin gücüne göre ayarlanır. Reiki öğretmeni, öğrenciyi ilgili Reiki Aşaması’nın enerji frekan­sıyla uyumlu bir hâle getirir, ondan sonra da enerji çoğalarak akmaya başlar. Enerjinin kali­tesi Birinci Aşama’da da, Üstatlık Aşaması’nda da aynıdır, çünkü yaşam enerjisinde bir hiye­rarşi bulunmaz. Her aşamadaki enerji farklılı­ğı, enerjinin bireyde akan miktarında ortaya çıkar. Bir insanın enerji sisteminden ne kadar çok enerji akarsa, o insanın ruhsal alandaki derinliklerine o kadar çok hitap edilir. Bunun için üstatlığa uyumlanmanın ruhsal niteliği, Bi­rinci ve İkinci Aşama’ya uyumlanmaya göre farklıdır. Uyumlama birkaç dakika sürer. Uyumlana- cak birey rahat bir şekilde oturur, gözlerini ka­patır ve dikkatini kendi içine yöneltir. Reiki öğretmeni de kesin hatlarla belirlenen bir ri- tüeli gerçekleştirir: Birinci Aşama Reiki'de bu, 4 aşamalı bir uyumlamadır. Dört aşamada ger­çekleştirilecek olan bu uyumlama 3 gün içeri­sinde tamamlanmalıdır, ama Birinci Aşamanın uyumlaması, genellikle birbirini takip eden 2 gün içerisinde de bitirilebilir. İkinci Aşama Reiki'de, uyumlanan birey artık Reiki’nin gü­cüne alışmış olduğu için, peş-peşe 3 uyumla- ma yapılır. Burada, uyumlanan bireye (alıcıya) farklı etki imkânlan sağlayan üç sembol verilir. Üçüncü Aşama’da, yani Üstatlık Aşaması’nda bir uyumlama daha yapılır ve bireye (alıcıya) Üstatlık Sembolü verilir. Uyumlama tekniği, Reiki öğretmeninin te­miz bir... Devamı

14 06 2016

Altın Üçgen (3. Göz)

Altın Üçgen (3.Göz) Enerjisi Nedir?   Altın Üçgen Enerjisi James J. Purner tarafından şifa sistemi olarak insanların  kullanımına verilmiş, köken olarak Antik Mısır'a dayanan bir şifa sistemidir.  Bu enerji sisteminin uyumlanması sonucunda, Altın Üçgen Enerjisi, kişinin 3. göz çakrasında kanal olarak açılır. Uyumlanan öğrenci, bu enerjiyi, şifaya ihtiyacı olan insan veya varlıklara niyet ederek uzaktan veya hastalıklı bölgeye ellerini koyarak, standart reiki el pozisyonlarıyla şifa aktarımında bulunabilir. Başka şifa sistemleriyle beraber kullanılması, şifaya ihtiyacı olan kişiye veya varlıklara akacak enerjinin gücünü artırır. Altın Üçgen Enerjisi, hastalığa sebep olan enerji tıkanmaları veya enerji seviyesinin düşüklüğünü fiziksel boyutun yanında, ruhsal terminolojide adı geçen eterik, astral ve mental bedendeki enerji bozukluklarını düzenler ve şifalandırır. Öğrencinin bu enerjiyle sık çalışması, ona sezgisel güçlerinin yükselmesi, zihinsel ve telepatik güçlerinin artmasında fayda göstermektedir. Bu enerji astım, HİV/AİDS, kanser, kalp, hepatit, bazı ilaçlarla şifa bulamayan kronik hastalıkları tedavide çok etkili çalışır. Ama unutmamak gerekir ki, enerji sistemleri bir tıp yönetimi değil bir şifa yöntemidir ve hastalıklarınızda mutlaka doktora başvurmalısınız. Enerji sistemleri bütüncül tedavi amacıyla tıbbi tedaviyle birlikte kullanılmalıdır. Altın Üçgen (3.Göz) Enerjisi ile Nasıl Çalışabilirsiniz? Uyumlandıktan sonra arınma ve adaptasyon sürecinde, öncelikle kendinizle, sonra size başvuran veya şifaya ihtiyacı olan danışanlarınızla yapacağınız çalışmalar, kanalınızı ve titreşimlerinizi kuvvetlendirecek, kısa bir sürede bu güçlü enerji kanal... Devamı

14 06 2016

Alfa Omega

Alfa ve Omega Çakraları Nedir? Alfa ve Omega çakraları, fiziksel bedenimiz dışarısında, enerji bedenimiz içerisinde yer almaktadır. 90lı yılların ortasına kadar uykuda olan bu enerji merkezlerimiz, insanlığın genel tekâmül planı çerçevesinde, bireylere gerçek kimliklerini hatırlamaları ve zaman geçtikçe hızlanan tekâmül sürecine katkı sağlamak için aktifleşmeye başlamıştır. Tashira Tachi-ren’in kitabı “What is Lightbody?” kitabında 7 ana çakramız dışında yer alan çakralarla ilgili verilen bilgilerde Alfa ve Omega çakralarına da değinilmiştir. Alfa ve Omega çakraları, birer enerji merkezi olmasına rağmen, 7 ana çakramızdan daha farklı bir işlev görmektedir. Alfa çakrası, fiziksel bedenimizde başımızın yaklaşık 20 cm yukarısında, Omega çakrası da kuyruk sokumu bölgesinin yaklaşık 20 cm altında yer almaktadır. Alfa çakrası bizi ruhsal varlığımızla olan temasımızı güçlendirir ve bağlar. Omega çakrası da, varlığın geçmiş enkarnasyonlarının holografik bağlatısına olanak sağlar. Bu iki çakra arasında fiziksel plandaki Elektriksel, Manyetik ve Yerçekimsel enerjilerin dengelenmesi, Metatron Işığının vasıtasıyla olur. Metatron Işıma Dağıtımı, platinyum ışınının kutsal renk özlerini taşıyan, platinyum ışık ağının dağıtım otoritesidir. Bu, şifalandırmada kullanılır, bütün inisasyon ve aktivasyonlarda da ışık beden yapısını kuvvetlendirmek için kullanılır. Kısacası, Alfa ve Omega çakralarımız bu enkarnasyonumuzdaki bedenimizi Spatyum’daki ruhumuzun yönettiği varlığımız arasında, enerjisel bir köprüdür. Alfa çakrasındaki dengesizlik yahut işlevsizlik, bireyde cinsel dürtülerinde veya yaratıcılık yönünde azalma, düşük yaşam enerjisi, ayak b&ou... Devamı

14 06 2016

Aura ve Çakralar 5

Düşünceler Ve Duygular Aura ve çakralar bilincin aynadaki yansıma­sıdır. Auramız, nasıl düşündüğümüzün, ne şe­kilde davrandığımızın ve neler hissettiğimizin görüntüsüdür. Koşulsuz sevgiye mâni olan şey duygular­dır. O halde duygularımızı değiştirmemiz ge­rekir. Duygularımız, zihinsel yapımıza bağlı olarak yönlenirler. Düşünceye uyan duygu yönlenmesini Ör- neklendirebiliriz. Bir karı-koca düşünelim. Ko­ca bir akşam işten eve dönmekte gecikir. Karı­sı, kocasının gecikmesini düşünce boyutunda değerlendirmeye başlayınca, kafasında vardı­ğı karara uygun duygular da belirmeye başlar. Meselâ kadın şu çift yönlü değerlendirme­de bulunur: Bir taraftan kocasının oyalandığı­nı, trafiğe takıldığını ve eve zamanında gele­bilmek için her şeyi denediğini düşünür; böy­le düşünürse kocasını karşılarken duygusal, anlayışlı ve rahat olur. Diğer taraftan, kocası­nın bir başka kadını görmek içir, özellikle ge­ciktiğini düşünür. Bu düşünceyle kıskançlık duyguları kabanr, korkar ve kocasına kızdığı için onu öfkeyle karşılar. Demek ki, aynı durum farklı düşünceler eş­liğinde (durum nötr olsa da) farklı duygusal tepkilere yol açabiliyor. Duygusal tepkiler, ta­mamen zihinsel yapıya ve ona eşlik eden dü­şüncelere bağlıdırlar. Koşulsuz sevmek istiyorsak, duygulanmızı değiştirmek zorundayız. Duygularımızı ise, an­cak düşüncelerimiz vasıtasıyla değiştirebiliriz Küçük bir resim örneğiyle bu durumu açık­lamak istiyorum: Koşulsuz olarak sevmeyi ba­şaran bir insanın saydam bir kristali andıran, tertemiz bir zihin (mental) yapısı vardır. Oysa ge... Devamı

14 06 2016

Aura ve Çakralar 4

Çakralar Her aura katmanında, dışımızdaki dünya­dan sürekli olarak enerji ve enformasyon sağ­layan ve bir girdaba benzer şekilde şiddetle dönen yedi büyük dönüş noktası bulunur. Bu noktaların her birine "ana çakra” denilir. Çakralar, dışarıdan aldıkları enerjileri omurgada bulunan ana güç aktarım kanalları üzerinden bütün organizmaya dağıtarak be­deni beslerler. Bedenlerimizde “küçük çakra” adı verilen çakralar da bulunurlar. Reiki uygulamasında özellikle el ve ayak çakralan kullanılır. Bunlar enerjiyi dışarıya bırakmaya yararlar. Çakraları- mızdan sadece zıt kutupluluk üstü yaşam enerjisi değil, kendimize çektiğimiz zıt kutup­lu diğer enerjiler de akarlar. Bilinç seviyemize uygun enerjileri kendimize çekeriz, bunlar da enerji sistemimize nüfuz ederek bizi etkiler­ler. Bir çakra kusursuz çalışmıyorsa, tıkalıysa, kapalıysa ya da doğru dönmüyorsa, bedende­ki doğal enerji akışında bazı bozulmalar mey­dana gelir. Bu bozulmalar hayatımızda; prob­lemler, rahatsız edici duygular, motivasyon eksikliği ya da hastalık şeklinde belirip, bize hangi yaşam alanımızda, hangi sorunu çözme­miz gerektiğini gösterir. Yedi ana çakradan her birisi, belirli bir ya­şam alanını temsil eder. Enerjiyle beslenme­miz yedi ana çakranın kusursuz ve düzenli ola­rak çalışmalarıyla mümkündür, bu da bize, kendimizi sağlıklı ve uyumlu hissettirir. Bura­da belirli bir çakrayı özellikle aktifleştirmek veya açmak gayretinde olmamalıyız. Uyumlu bir salınım ilişkisi çok daha önemlidir. Bütün çakralar aynı ölçüde açık olmalıdırlar, çünkü fonksiyonlarındak... Devamı

14 06 2016

Aura ve Çakralar 3

    Aura Katmanları     Ast ra! düzey (dönüşüm düzeyi) Astral düzey madde üstüyle madde aleminin yansıma eksenini belirler Eterik, duygusal ve zihinsel görünümüyle spirituel beden. Madde üstü düzey Astral beden Eterik beden Duygusal beden Zihinsel beden Madde düzeyi                                       Astral düzey, madde âlemiyle madde-üstü âlemin birleştiği yerdir. Burada madde âlemi ile madde-üstü âlem arasında köprü görevi yapan bir çeşit dönüştürme noktası bulunur. Madde dünyasından gelen daha alt düzeyler­deki enerjiler ve enformasyonlar, ancak astral alanı geçtikten sonra daha yukarıya, madde- üstü âleme ulaşabilirler. Bu işlem tersine de tıpkı böyle işler. Astral düzeyin asıl anlamı şu­dur: Yüksek kendiliğimizle kurduğumuz tema­sı netleştirmemiz tamamen astral düzeyi ve onun altındaki düzeyleri işlememize bağlıdır. Bu da, algı formlarını bozan güçlerle, yani yansıtmalarla çalışm... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Temelleri - 3

bu tecrübeden bir ders çıkarabilelim. Güç (iktidar) aslında kötü bir şey değildir, tıpkı listenin sol tarafın­da sıraladığımız diğer kutuplara da "kötü" di­yemeyeceğimiz gibi. Ancak her kutbun kötüye kullanılabilme veya yanlış anlaşılabilme olası­lığı vardır. Sonuçta bir yanlış anlama başkalan için olduğu kadar, bizim için de acı verici olur. Bir kutbu yanlış değerlendirirsem, bunu kabul ve fark edene kadar beni rahatsız eden çeşitli durumlarla karşılaşır-dururum. Hayatımızdaki zıtlıkları dönüştürerek ha­yatta daha çok iyilik yaratabilir ve koşulsuz sevgi yetisine yaklaşabiliriz. Gelişmek istiyor­sak, zıt kutuplann her ikisini de yaşayarak tec­rübe etmek zorundayız. Ancak böylelikle ge­rekli olan deneyimi kazanarak, bu husustaki öğrenme sürecini tamamlayabiliriz. Karşıt ku­tupları yaşayarak onların enerjilerini daha yüksek bir düzeye dönüştürmemiz mümkün olabilir. Üzerinde çalıştığımız zıt kutupluluk yok olarak hayatımızdan çıkmaz, ama bundan böyle daha yüksek bir düzeyde ele alınacağı için, daha kolay yaşanır. Özellikle "keder” gibi çok acı veren negatif bir kutup böylelikle da­ha az acı çekilerek deneyimlenir. Enerji trans­formasyonunun bir başka yönü daha vardır: Işığı serbest bırakmak. Hayatımızdaki herhan­gi bir zıt kutupluluğu daha yüksek bir düzeye çıkardığımızda, onlann ışığını serbest bırak­mış oluruz. Bu durumda daha yüksek bir bilinç düzeyinde titreşeceğimiz için, artık en yüksek enerjetik titreşim olan ışık ve sevgiyi dene­yimleriz. Ne kadar çok kutbu dönüştürebilir­sek, sevgiye o kadar çok yaklaşır ve bu sayede ışığı o kadar fazla serbest bırakınz. Bir y&o... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Temelleri - 4

Rezonans Yasası Bu ana kadar enerjinin ve eksi-artı kutuplu­luğun yasalarını detaylı olarak inceledik. Şim­di de niçin hayatımıza bazı enerjilerin ve tec­rübelerin ısrarla girdiğini, bazılannın ise niçin hiç girmediğini araştıracağız. Bu konuya “Re­zonans Yasası" açıklık getirir. Latince kökenli bir kelime olan rezonans, "yankılanma" veya "sesin geri dönüşü” anlamına gelir. Rezonans Yasası, kişinin dışarıda (etrafın­da) sadece kendi içinde varolan bir şeyin kar­şılığını ya da yankısını bulabileceğini, onu de- neyimleyebileceğini söyler. İnsan, hayatına sadece kendi iç enerjileri ile temasa geçen dış enerjileri çekebilir. Gün­lük hayatın içinden Rezonans Yasasıyla ilgili olan şu iki örneği verebiliriz: Bir diyapazonun bulunduğu bir odada çeşitli tonlarda sesler üretildiğinde, o diyapazon sadece kendi fre­kansına uygun olan belirli bir tonun karşılığın­da titreşir. Şayet sesin frekansı uygun değilse, diyapazon ilgili tonu algılamaz veya ona titre­şerek karşılık vermez. Veya kısa dalga frekan­sıyla yayın yapan bir radyo kanalı, rezonansı kısa dalga frekansına uygun olduğu için, orta dalga veya uzun dalga yayınlannı yapamaz. İşte bizim algılarımız için de durum farklı değildir. Bedenimiz ve ruhumuz belirli (ener­ji) frekanslan yayan ve çeken bir nevî radyo is­tasyonu gibidirler. Kişinin frekans alanı, o âna kadar oluşmuş olan bilinç seviyesine uygun­dur. Normal olarak algı organlarımız bu âlem­le ilgili, yani dünyevî frekansla uyumlu olan enformasyonları alabilirler. Ama her zaman öte âlemle ilgili olan, tüm diğer kanallann fre­kanslan da çevremizi kuşatmış bir durumda­dırlar, ancak bizlerin algıları, yani radyo kana­lımızın alıcısı ... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Temelleri - 1

EZOTERİZM   GİRİŞ Psikoloji bize, insanın ruhsal yönüyle ilgili bir bakış açısı sundu. Ancak ruh, evrende nere­yeve nasıl yerleştirildi? Bir insanın ruhu hangi yaşam şartlarına boyun eğiyor, tâbi oluyor? Bu ve buna benzer soruları da ezoterizm yanıtlan İnsan "Bir"den geldi ve tekrar "Bir"e dö­necek. Bu geliş-gidiş arasında zıt kutuplu bir yaşam vardır. Zıt kutupluluk veya polarite, ayrılmış olma duygusuyla nitelenir. İnsan, öteki insanlardan, üst-kendiliğinden ya da Ya­ratanından ayrıldığını hisseder ve bu duygu durumu ona acı ve ızdırap verir. "Üst-kendilik" ruhtur. Ruhsal Bir'den bir parça koparak insan bedenine enkarne olur. Üst kendilikten koparak ayrılan ve bir bedene enkarne olan bu parçaya "parçalanmış ruh" ya da "bireysel ruh" denilir. Parçalanmış ruhtaki bilinç ve "ben"e de "orta-kendilik" denilir. Üst-kendilikle iletişimden sorumlu olan ruhsal alana da "alt-kendilik" denilir. Alt-kendilik, bilinçdışını temsil eder. Ezoterik gelişimin bir hedefi de, üst-kendilik ile orta-kendiliğin iletişimini tekrar kurmak ve algılanabilir bir hâle getirmektir. Bu başarıldığında, üst-kendilikten ayrı oluş hissedil­mez ve anlam dolu, memnuniyet içinde bir yaşam sürdürülebilir. Ancak bu yol, alt-kendi­lik ve bilinçdışı üzerinden geçerek devreye girer. Ezoterizm, insanın ruhsal alanını ve psikolojisini farklı alanlara bölmektedir, bu alanlar: Üst-kendilik, orta-kendilik ve alt-kendilik alanlarıdır. Orta-kendilik, bilinç ile "ben"in kar­şılığıdır. Alt-kendilik, kişisel bilinçdışının ve ortak bilinçdışındaki arketiplerin karşılığıdır. Demek ki, ezoterik yol ile psikolojik yol sıkıca birbirlerinin içlerine geçmişlerdi... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Temelleri - 2

EZOTERİK TEMEL YASALAR Düzen Yasası Üzerinde yaşadığımız dünya, kâinatın bir parçasıdır. “Kozmos" Yunanca'da düzen anla­mına gelir. Örneğin, güneşin etrafındaki geze­genler kesin olarak belirlenmiş olan bir düzen içerisindedirler ve o düzene uygun olarak dö­nerler. Bir taş fırlatıldığında, belirli bir yasaya (yerçekimi yasasına) uygun olarak, onu fırlatan kuvvetin miktarına göre havada gittikten son­ra yere düşer. Demir, ısıtıldığında eriyerek sı­vılaşın Eğer bir sıvı kaynatılırsa buharlaşır. Bu­rada, hepsinin temelinde aynı şeyin görüldü­ğü, birçok örnek sıralamak mümkün. Bütün fe­nomenler belirli bir düzene tâbidirler ve bağ­lı oldukları yasalara uygun bir şekilde işlerler. Düzenler kesin olan yapılardan oluşurlar ve fenomenler de kendilerini bu yapılardan biri­sinin içinde gösterirler. Doğada varlığını tespit ettiğimiz şeyler, in­sanda da kendilerini aynen gösterirler. İnsan dünyaya geldiğinde, çaresiz ve çevresindeki insanlara muhtaç bir durumdadır. Sonra büyü­yerek gelişir ve olgunlaşır. Bu esnada çocuk­luk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılık dönemlerin­den geçer. Ergenlik dönemini atlayan, yiyip-içmek zo­runda olmayan, uyumak mecburiyetinde bu­lunmayan ve en azından hayatının belirli bir döneminde bilinçli olarak sevgiyi ve güveni özlemeyen erişkin bir insan şimdiye kadar ol­madı ve bundan sonra da olmayacaktır. İnsa­noğlunun da belirlenmiş olan düzenin dışında bırakılmadığı görülüyor. Yaşantımız, bir düze­ne tâbi kalarak bir düzen oluşturur. Düzeni idrak eden, düzenin içindeki yasa­ya uygun olan oluşum lan ve etkileri de... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Giriş - 5

Bilinçdışının katmanlarında, kişisel bilinç- dışının yanı sıra, bireyi etkileyen, ama doğru­dan kendi yaşam öyküsüyle izah edilemeyen, ruhsal içerikler de yer alırlar. Bu ruhsal içerik­ler, her insanda bulunur ve herkesi etkiler. Bu ruhsal içeriklerin varlığı, ancak insanoğlunun geçirdiği tarihsel gelişimle açıklanabilir. Bu içeriklere "arketipler” ya da “arketip özellikli resimler" deniliyor. Bilinçdışında bu arketip- lerin bulunduğu alana da "kollektif bilinçdışı” adı veriliyor.   KOLLEKTİF BİLİNÇDIŞI VE ARKETİPLER Daha önce de belirtildiği gibi, kollektif bi- linçdışı, doğrudan bireyin yaşam öyküsüyle ilişkilendirilerek açıklanamaz. Kollektif bilinç- dışmdaki içerikler, bireyin "ben"ine ait bir ka­rakter taşımaz ve onun kişisel deneyimleriyle oluşmaz. Bunlar kollektif bir arka plânın kap­samında deney öncesi (a priori) varolan içerik­lerdir (“a priori” felsefede, "denenmeden ön­ce varolan” anlamında kullanılıyor). Bütün insanlarda ruhsal yapıdan kaynakla­nan belirli davranış ve fonksiyon biçimlerinin aynı olmalan, bu içeriklerin kollektif olduğunu gösterir. İnsanlann bazı belirli durumlarda benzer şekilde düşünmeleri, hissetmeleri ya da gösterdikleri âni reaksiyonların benzerliği, bilinçdışı kökleşmiş kollektif nitelikli davra­nışlardır. İnsanlann tehlike anlannda, meselâ yangın gibi bir olayda içgüdüsel olarak göster­dikleri reaksiyonlar vardır. Tehlike anında gösterilen bu reaksiyonlar her insanda aynıdır. Bu durumda bir Afrikalı da, tıpkı bir Avrupalı gibi tepki verir. Gösteri­len bu reaksiyonlar, her yerde ve her zaman, her insanda geleneklerden ... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Giriş - 4

“içimizdeki Çocuk” Ruhun bedene bağlanmasıyla başlayan ve ergenliğe kadar uzanan çocukluk dönemi her insan için çok önemlidir. Erişkinlik çağında ya­şanılan birçok problemin kökeninde, çocukluk döneminde geçirilen acı dolu tecrübeler bulu­nurlar. İşte bu geçmiş tecrübelerin toplamına "içimizdeki çocuk” denilir. Genellikle her bire­yin içindeki çocuk yaralıdır. Yaşanan acı dolu tüecrübelerle yaralanan bireyin ruhu mutlaka iyileştirilmelidir, aksi halde bu tür ruhsal yara­lar erişkin olduğunda da onun yaşamını etkile­meyi sürdürürler. Öyle ki erişkin birey, hayatı­nı özgürce, serbest iradesiyle ve kendi karar­larıyla devam ettiremez bir hale gelebilir. Bi­rey, gelişen bilinciyle, içindeki çocuğun geçir­diği acı verici tecrübeleri genellikle bilinçdışı- na itse bile, bu içerikler etkilerini sürdürüp, iyice güçlenir ve bilince hükmetmeye başlar­lar. Sonradan pişman olsak da, bazı durumlar­da kontrolden çıkıp başkalanna karşı sergile­diğimiz davranışlann sebebi içimizdeki yaralı çocuktur. Bu gibi durumlar, güçlü duyguların eşlik ettiği âni patlamalar şeklinde görülür. O halde, eğer çocukluk dönemimizde aldığımız yaralann bizi kontrol etmelerini istemiyorsak, içimizdeki çocuğu iyileştirmek zorundayız. ► “İçimizdeki Çocuğu” Yansıtıcı Sorular Aşağıda verilen sorulann birkaçına "evet" yanıtı veriyorsanız, içinizdeki çocuk yaralı de­mektir. Daima herhangi bir şekilde başkalarına bağımlı bir hâle geliyor musunuz? Özellikle de eş ya da sevgili ilişkilerinde? ... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Giriş - 3

kişisel BİLİNÇDIŞI Şu anda "ben” ile doğrudan ilişkilendiril- meyen her şey “bilinçdışı” olarak adlandırıla­bilir. O halde insanın bildiği, ama şu anda üze­rinde düşünmediği her şey bilinçdışıdır. Geç­mişte bilincinde olunan, ama şu anda unutu­lan duyularla, algılanmasına rağmen pek fazla üzerinde durulmayan, istemdışı, yani farkında olmadan hissedilen, düşünülen, hatırlanan ve yapılan her şey bilinçdışıdır. Bilinçdışında bu­lunan ve ileride bilince çıkmak üzere hazırla­nan her şey de bilinçdışıdır. Aslında bütün bu içerikler de, tıpkı bilinçli düşünceler ve duy­gular gibi, insana ait özelliklerdir. Farklan, sa­dece bilinçdışında yer almalarıdır. Zaman içinde, bilinçdışı içeriklerin bilinci­ne ya varılır ya da varılamaz. Bunun anlamı şu­dur: Bazı içerikler hatırlanarak bilince iletile­bilirlerken, bazılan iletilemezler. İletilemeyiş- lerinin nedeni, çoğunlukla bilinç tarafından baskılanıyor olmalarındandır. Burada yararlı ve sakıncalı yönleriyle bilin­mesi gereken bir durum vardır: Her birey ken­di bilinçdışının etkisi altında bulunur. Bunu bilip-bilmemesi önemli değildir. Bilinçdışının bireye olan etkisi olumlu olabildiği gibi, olum­suz da olabilir. Ancak birey, kendi bilinçdışı üzerinde çalı­şırsa, onu bilinçli bir şekilde etkileyerek-de- ğiştirebilir. Yani bilinçdışımızın hayatımız üze­rindeki etkilerini kontrol etmemiz mümkün­dür. Bilinçdışı, resimlerden oluşur. Bu sebeple bilinçdışının, resmederek veya görüntüleye­rek işlediğinden (düşündüğünden) bahsedilir. Yaşanan ve sonradan unutulan bütün tecrübe­ler, her... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Giriş - 2

Persona (“Maske Kimlik”) “Ben”, doğası gereği, kendisini ifade etmek için farklı yollara ihtiyaç duyar. Ancak onun bu ihtiyacı, çevresinin taleplerine ve toplumsal yaşamın şartlarına genellikle ters düşer. Bu tersliği aşmak amacıyla "ben” bir maske geliş­tirir ve bu maskeyi düzenli olarak kullanmaya başlar. Biz, bu maskeye “persona” (ya da mas­ke kimlik) diyoruz. "Maske kimliği" bireyi ku­şatır ve onundavranış biçimini belirleyerek çevresine uyumunu düzenlerken, aynı zaman­da çevresinin talepleriyle içyapısının uzlaş­masını da sağlar. Örneğin; arkadaş çevresinde belirli bir davranış biçimi sergilemek mecburiyetinde kalındığında ve istemeyerek bu çevrenin ta­lepleri karşılanıldığında, tamamıyla bu mas­kenin etkisiyle davranılmaktadır. Bu davranış bireysel ihtiyaçları değil, çevrenin beklentile­rini karşılamaya yöneliktir. Bu türlü davranış biçimlerine, yani sadece başkalarının beklen­tilerini karşılamaya yönelik ve zorunlu davra­nışların toplamına "maske kimlik” denilir. "Maske kimliğin” öğeleri, bireyin dış görü­nüşünü de şekillendirirler. Onun saç kesimini, kılık-kıyafetini, yaşadığı toplum içindeki rolle­rini, orada edindiği sıfatlan, toplumsal fonksi­yonlarını ve davranış biçimlerini belirler. Kişi­nin gerçek "ben”iyle örtüşmemesine rağmen, içinden gelmeyerek, sadece çevresinin istek­lerini karşılamak amacıyla zorunlu olarak ser­gilediği tutum ve davranışları bu "maske kim­liğinin” özelliklerinden kaynaklanır. Genellikle “ben"in ihtiyaçlan ile "maske kimliğin" ihtiyaçları birbirleriyle çelişirler. &ldquo... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Giriş - 1 ( devamı)

İnsanın ruhsal yapısı, tarihsel gelişimle bir­likte bir değişim geçirmiştir: İlkel insan ben” bilincinden yoksundu ve bilinçdışı (bilincinde olmadığı) etkilerin yönlendirmesiyle yaşıyor­du. Onun için, iç ve dış âlem aynıydı. Onda, zıt kutuplu içerikler yan yana varolabiliyorlardı. İnsanın gelişim süreci sırasında bilinçdışı, bi­linçle birlikte onun merkezinde yer alan “ben”i yarattı. Bu durum, insanın kendisini yansıtmaya başlamasına ve bununla beraber sübjektif olarak algılanan gerilimlerin ortaya çıkmalarına neden oldu. Bu olguyu küçük bir çocuğun gelişimine benzetebiliriz. Çocuk, ya­şamının ilk yıllarında içinde bulunduğu dün­yanın bilincinde olmadığı için, kendisini onunla bir bütün olarak hisseder. Ancak 2-3 yaşına geldiği zaman, çevresinden farklı bir varlık olduğunun farkına varmaya başlar. Bu evreden itibaren çocuk, dünyanın "ben” ve "sen" olarak ikiye bölündüğü ve farklılaşma­nın başladığı bir sürece girer. İnsan Bilincinin Şeması               Burada bir mola vererek tekrar edelim: "Ben” kavramı oluştuğu anda bilinç de oluşur. İnsan "ben”iyle ilişkilendirdiği her şeyin bilin­cinde olur. Yani "ben” özne olarak bilincin   merkezinde yer alır. Bu nedenle "ben" ile iliş- kilendirilmeyen bütün içerikler bilinçdışında kalır.     Burada bir mola vererek tekrar edelim: "Ben” kavramı oluştuğu anda bilinç de oluşur. İnsan "ben”iyle ili... Devamı

09 06 2016

Usui Reiki Giriş - 1

REİKİ TEMELLERİ-I: PSİKOLOJİ GİRİŞ İnsanın, tutumunu, davranışını, duygusunu ve düşün­cesini anlamak için, önce onun ruh yapısını bilmek gerekir. Sadece bu alandaki bilgiler bile, hayatta bazı değişimler yapabilmeyi mümkün kılar. Ruhsal boyut­larımız ve bireysel alanlarımız hakkındaki bilgileri­miz sayesinde, davranış biçimlerimizi ve yaşadığımız durumları bir bütünlük halinde ele almamız mümkün olur.   İNSANIN RUHSAL YAPISI Bilinç Ve “Ben” İnsan bilincinin merkezinde "ben" bulunur. Her insan kendisinden bahsederken "ben" sözcüğünü kullanır, kendisi dışındaki diğer her şeyi ise “sen” veya "çevre" olarak tanımlar. “Ben”, o anda bilincinde olunan bilgileri içerir. Bu bilinç durumu sadece “ben" ile iliş- kilendirilen bilgilerden oluşur. Bunlar, insanın o andaki düşünceleri ve duygulan ya da 0an­da gördükleridir. Düşüncelere, duygulara ve algılamalara ise, "ruhsal içerikler” denilir. Ruhsal içerikler “ben” ile ilişkilendirildiklerinde bilinç oluşur. O halde “ben” ile bilinç, birbirlerini karşılıklı olarak gerekli kılarlar. Ruhsal bir içerik sadece "ben" ile ilişkilendirildiğinde onunla ilgili bir bilinç oluşur. “BerTle ilişkilendirilmeyen bir ruhsal içerik ise, bilinçdışında kalır. Bunun an­lamı şudur.- Bilinç, ancak bir nesneyle "ben” arasında bir bağlantı kurabilirse onu algılaya­bilir. İnsan bilinci, kendisi üzerinden yansıt­ma yeteneğine sahiptir. Ancak bunun için bi­lincin kendisi hakkında bilgilenmesi şarttır, yani onun algılayan bir özneye sahip olması gerekir. İşte bu algılayan özne “ben”dir. &qu... Devamı

16 12 2011

içbir yerde

Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır... Montaigne ***   Devamı

05 12 2011

ÖMER HAYYAM...

Niceleri geldi,neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler. .   Devamı

05 12 2011

ÖMER HAYYAM...

Niceleri geldi,neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler. .   Devamı

23 09 2011

Ey affetmeyi seven Rabbim, Mevlana

Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı.. Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma... Vardır bunda da bir hayır.. Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!.. Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi, Ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar.. Hüzünlerde olgunlaştır beni.. Cahilim çok cahilim.. Sen ... yolum ol! Sen sonum ol! ... /Mevlana...   Devamı

23 09 2011

Anladım ( Can YÜCEL )

Anladım ( Can YÜCEL )   Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım. ... Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım... Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım... Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni ölürce... Devamı