18 06 2016

Öğretmenlik Aşaması

  • Öğretmenlik Aşaması

Üçüncü Aşama’da dördüncü sembole yani Üstatlık Aşaması na uyumlanmakla birlikte, Reiki’deki enerjetik süreç tamamlanır. Bu aşa­mayı, başkalarını Reiki'ye uyumlama yetkisine ulaştıran "öğretmenlik aşaması" izler. Öğret­menlik aşamasında artık enerjetik bir uyumla­ma bulunmaz. Bu aşamada daha çok bilgi ak- tanmı yapılır. Bunlar, uyumlama ritüelleriyle ilgili olan ayrıntılı bilgilerdir. İşte bu bilgileri, bu kitapta bulabilirsiniz.

Sadece Almanya’da Reiki öğretmenlerinin sayısı neredeyse 5.000’e çıktı. Kimi tahminler bu rakamın üstünde seyrediyor. Bazı açılardan bu gelişme üzücü olabilir, çünkü genellikle Reiki öğretmenliği için gereken yeterlilik, liyâ­kat ve olgunluk hakkında şüpheye düşülüyor. Şahsen ben, bunun gerçekten öyle olup-olma- dığını yargılamaktan çekiniyorum.

Reiki öğretmenlerinin giderek hızla artan sayısında iki ana yön var: Bunun bir yönü memnun edici bir gelişmeyken, diğer yönü öyle değil.

Reiki öğretmenlerinin bireysel gelişimle­rinde büyük farklılıklar olması doğaldır. Bu farklılıklar, Reiki’yi aktarırken çeşitli formlara ve içeriklere zemin hazırlarlar. Bu noktada Reiki öğretmenlerinin kanaatleri, kendilerinin ötekilerden "daha iyi” oldukları yönündedir. Yani “doğru olan” kendi yollarıdır, "yanlış olan” ise, öteki öğretmenlerin yollandır. Böyle bir tutum tek yönlü bir yargıdır ve varoluşa ay­kırıdır.

Reiki'de de artık psikoterapistler, doktor­lar, kuaförler, politikacılar, yöneticiler ve çeşit­li meslek gruplarından insanlar bulunuyor. Bi­risi belirli bir doktorun performansını uygun bulurken, bir diğeri böyle düşünmüyor olabi­lir. Birisi doktordan memnun kalırken, bir öte­ki memnun kalmayarak kendisine daha uygun bir doktor arayabilir. Sonunda, her tencere kendisine uygun kapağı bulur. Rezonans Yasa- sı’na göre bunun böyle olması hem doğal, hem de gereklidir. Reiki'de de, Reiki öğret­menliğinde de bu yasa aynen böyle işler. İn­sanlar farklı farklıdırlar. İnsan kişiliğinin çeşit­liliğindeki unsurlar şimdi de Reiki'de görülü­yor. Bu noktada kendime daima şunu soruyo­rum: "Hangi Reiki öğretmeni, yargılamak mak­sadıyla işaret parmağını başkalarına doğrul­tur?” Herhalde yalnız temel yasaları henüz id­rak edememiş veya henüz bu anlayıştan yok­sun birisi böyle davranabilir.

Öğretmenlik aşamasının diğer Üç Reiki aşamasından tek farkı vardır, o da bu aşamada uyumlama yapılmamasıdır. Üçüncü Aşamaya (Üstatlık Aşamasına) uyumlanışla birlikte enerjetik süreç tamamlanır. Herkes görevinin Reiki'yi aktarmak olduğunu düşünmediği için, bazdan öğretmenlik aşamasını almak istemi­yor. Bazıları ise, (yine çeşitli nedenlerden ötü­rü) Reiki Üçüncü Aşama'yla yetinmeyerek öğ­retmenlik aşamasını da almak istiyorlar. Öğ­retmenlikte gerekli bilgiler, uyumlama ritüel- leriyle açıklanırlar. Bunun yanında öğretmenin önem verdiği diğer içerikler de öğrenciye ak­tarılır. Öğretmenler arasındaki farkı da bu içe­rikler yaratırlar. Bir Reiki öğretmeni yetiştir­menin çok çeşitli seçenekleri vardır. Sunulan seçenekler 1 günlük seminerlerden, 1 yılı aşan klasik eğitime kadar uzanıyor. Talep edilen fi­yatlarda da büyük farklar göze çarpıyor. Alıcı­dan istenilen meblağların tutan tarife yelpa­zesinde, birkaç yüz Euro’dan başlayarak 10.000 Euro’ya kadar yükseliyor. Öyle Reiki öğretmenleri de var ki, bunlar eğitimi süren Reiki öğretmeni adaylannı kişisel olgunluklan yönünden yargılayıp, bu yargıyla öğretmenlik bilgisini aktanp-aktarmıyorlar.

Görülen olaylann çeşitliliği sınır tanımıyor. Reiki öğretmeni olmaya karar verenler için çe­şitli seçenekler var. Herkes kendisi için en doğru olan öğretmeni bulacaktır. O bakımdan, peşinen şartlann neler olduğu öğrenilmeli ve öğretmenin nelere ağırlık verdiği konusunda bilgi edinilmeiidir.

Burada kavranılması gereken, bir Reiki se­minerinin özünü oluşturan şeyin bilgi aktarımı ve çeşitli Reiki aşamalanna uyumlama ritüel- leri olduğudur. Reiki öğretmeni tarafından bu işlem mümkün olan en iyi formda ve en uygun içeriklerle gerçekleştirilmelidir. Tam da bu noktaya dayanarak şunu söylemek istiyorum: Her Reiki öğretmeninin Reiki’yi en iyi bildiği şekilde ve vicdanı rahat olarak verdiğine ina­nıyorum.

Alıcıya, uyumlama ritüelleriyle ilgili bilgi­lendirmenin yanında, farklı eğitim içerikleri de aktanlabilir. Birisi psikolojik veya tıbbî ağırlıklı bilgiler verirken, bir öteki ezoterizm ağırlıklı bilgileri tanıtabilir. Bazı öğretmenler sadece uyumlama ritüellerine ait bilgileri ak­tarmakla yetinebiliyorlar. Şahsen ben, bu çe­şitliliğin memnuniyet verici olduğunu düşünü­yorum.

Bunun ötesinde, her insan kendi sorumlu­luğunu taşır. Dolayısıyla bir eğitimi hangi bi­çimde (formda) almak istediğine ve bir öğret­menlik seminerinde hangi içeriklerin işlene­rek öğrenilmesi gerektiğine herkes serbest iradesiyle karar verir.

Çeşitli yaşam tecrübelerinden geçen, geli­şim evrelerinde ilerleyen, çeşitli konularla yo­ğun ilgilenen, donanımlı seminer ve iyi terapi deneyimi olan yeterince öğretmen bulunduğu için, (bana göre) bu seviyede bulunanlara 1 günlük seminerde hem öğretmenlik bilgisi, hem de uyumlama teknikleri aktanlabilir.

Burada öğretmenlerin, öğrencilerin ve herkesin bir şeyi çok iyi anlamalan gerekiyor Reiki’ye uyumlama yetkisi daima “yakandan” verilir. Nasıl Usui bu yetkiyi daha yüksek bir güçten aldıysa, her Reiki öğretmeni de, her uyumlama için gerek­li yetkiyi “yukarıdan” alır. Uyumlama yetkisi bir sertifika ya da bir parça kâğıt sayesinde edinile­mez.

Reiki öğretmenliğini (hangi yolla olursa-ol- sun) tecrübeleri ve bilgi birikimi seviyesinde alan bir birey, mevcut donanımıyla bir Reiki semineri vermeye hazır olup-olmadiğini ken­disine sormalıdır. Bireyin kendisini gözden geçirmesi daima bir iç tahlili gerektirir. Kendi­ni tahlil etme işlemi sırasında dış normlar, dış değerler ve dış beklentiler bireyi etkilerler.

Ama birey bunların farkına varıp Reiki’yi akta- rıp-aktarmama kararını daima kendi iç tahlilini izleyerek almalıdır.

Birey iç tahlilinin neticesinde büyük eksik­likleri bulunduğunu görürse, önce bunları gi­dermelidir. İyi bir Reiki seminerinde olması gereken, sübjektif (öznel) bir bakış açısıdır. Bu bakımdan her soruya çok farklı cevaplar alına­bilir, ama en sonunda soruyu yanıtıyla birlikte izah etme sorumluluğu yine semineri yöneten bireye aittir.

Reiki'ye uyumlama ritüellerinin tekniği, öğ­retmenlik bilgisinin özünü oluşturur. Bir uyumlamanın bireyi neden ve nasıl etkilediği, bu kitabın önceki sayfalarında açıklanmıştı. Uyumlanma esnasında aura kanalları temizle­nir, 3 veya 4 pozisyonla da bilinçli olarak kanal temizliği yapılır. Uyumlamada şu kanallara hi­tap edilir:

  1. Tepe çakrasından haraya kadar inen ka­nal.
  2. Haradan ayaklara kadar inen kanal.
  3. Kâlp çakrasında kanallar kesişir. Kâlp çakrasından yukarıya uzanan ve omuzların üzerinden el çakralarına kadar inen kanal.

Öğretmen, uyumlamada telaşa kapılma­dan, daima sakin ve yumuşak bir tutumla ha­reket etmeli ve Reiki'ye sadece kanallık ettiği­ni bilmelidir.

Kendinize yeterince zaman verin.

Daha yüksek bir güç ile, uyumlanan birey arasında bir kanal (bir köprü) oluşturduğunu­zun daima bilincinde olun.

Reiki’nin gücünü bahşeden siz değilsiniz.

Siz sadece bir kanal, bir köprü, bir araçsı­nız.

İşte burada alçak gönüllü bir iç tutum, bire­yin en güzel yönlerini ortaya çıkarır. Birey sa­dece bir araç fonksiyonunda bulunduğunun ne kadar farkında ise, Reiki’nin gücünü o ka­dar yoğun hisseder, kendisini "teslimiyetle” onun akışına bırakabilir ve uyumlamadan ke­yif alır. Evet! Keyif almak burada çok yerinde bir ifade. Birey uyumlama esnasında kendini Reiki akışına teslim edince, “olmasına izin ve­rir” ve Reiki bireyi doldurarak akmaya başlar.

Reiki enerjisinin niteliğinden yalnız uyum­lama esnasında değil, uyumlamadan sonra da etkileniriz. Bu duygu hâli, bu ruhsal haz sözle­re sığmaz. Bunu herkes kendince yaşar. Uyum­lamada Reiki öğretmeni sadece kanal görevi yaptığından (yani uyumlama ritüelini gerçek­leştirmek amacıyla gerekli olan formu hazırla­dığı için), kanal olmak için uygun olup-olmadı- ğı, arınmışlığına ve bilincinin gelişmişliğine bağlıdır.

Kanal ne kadar temizse, enerji de o kadar temiz akabilir. Ritüel doğru kullanılırsa, doğa­sı gereği doğru sonuç verir. Neticenin kalitesi kanalın kalitesine bağlıdır. Bu yolda ilerlerken bir öğretmen öğrencisine ancak kendisinin önceden yürüdüğü mesafeye kadar rehberlik edebilir.

  • Reiki Öğretmeni Ve Reiki Öğrencileri

Dün neredeysen,

Bugün oradasın.

Bugün neredeysen,

Yarın oradasın.

Hepimiz ta içimizde biliyoruz:

Tuttuğumuz yoldur bizi ışığa götüren.

Seminerlerinize çok çeşitli insanlar gele­cektir. Her yaştan ve farklı fikirlerde olan, de­ğişik beklentileri ve istekleri bulunan, ayrı korkular taşıyan, çeşitli ümitler besleyen ve değişik sorunlar yaşayan, çok farklı kişilikte olan bir çok insanla karşılaşacaksınız. Bu ba­kımdan her seminer özeldir! Biri, diğerine benzemez.

Her zaman yeni ve bilinmeyen bir şeyler olur. Bu nedenle Reiki öğretmeni daima farklı reaksiyonlar gösterip, farklı tutumlar izlemek zorunda kalacaktır. Bunu başarabilmesi için bir öğretmende bazı zaruri özelliklerin bulun­ması gerekir. Öğretmende aranılan bu özellik­lerin başında, toleranslı ve esnek olabilmek gelir. Genellikle seminer katılımcıları birbirle­rinden farklı beklentiler içinde olurlar, bu da öğretmenin esnek davranmasını gerektirir. Se­minere katılanlar arasında ezoterik çevreden gelenler bulunuyorlarsa, bunlar büyük ihti­malle aurayı görmek gibi çeşitli yetenekleri geliştirmiş, ayrıca Tarot kartlarıyla ve pandülle çalışıyorlardır. Seminerdeki katılımcılardan bazıları, o güne dek ezoterik yaşam hakkında hiç bir fikre sahip olmayabilirler ve “tesadü­fen” Reiki’yle karşılaşmışlardır. Haliyle böyle farklı görüşlere sahip katılımcıların öğretmen­den farklı beklentileri olacaktır.

Ezoterizm yanlısı birisi için doğal olan bir şey, ötekiler için benimsenemeyecek nitelikte olabilir. İnsanların gerçekleri birbirlerinden farklıdır! Bu nedenle siz, siz olun, her zaman şunu dikkate almayı ihmal etmeyin:

Kendi fikrinizden ne kadar emin olursanız- olun, bilmelisiniz ki, bu yalnız sizin gerçeğiniz- dir. Kendi gerçeğinizi bir başkasına dayatma­ya çalışmayın, insanları kendi gerçekleriyle kabul edin. Diretme ve baskı, amacı saptırır. Dolayısıyla öğretmen, kendisini ve düzenledi­ği Reiki seminerini sadece bir "teklif" formun­da sunmalı ve bunun bu şekilde değerlendi­rilmesine de önem vermelidir. Siz kendinizi ve dünya görüşünüzü öneriyorsunuz. Öneriniz sizin kişiliğinizdir. Sunduğunuz teklif, dünya ve Reiki hakkında belirli bir görüş tarzıdır. Reiki’nin ne olduğu, nasıl etkilediği ve nasıl yaşandığı konusunda benimsemiş olduğunuz görüşünüzdür.

Teklifiniz gayet net ve açık olmalıdır. Öğ­rencilerinizin seçme özgürlükleri vardır. Onlar teklifinizin içinden istediklerini seçerek alabi­lirler. Genellikle böyle bir yaklaşımla insanlar­la ve tabii ki seminer katılımcılanyla ilişkileri­nizde çok daha rahat, başanlı ve verimli olur­sunuz. Önceleri eleştirerek reddedenler, ikin­ci uyumlamadan sonra genellikle fikir değişti­rirler.

Çünkü onlar bile "gerçekten” bir şeylerin olduğunu hissederler. Ve onlar bile, iyi gelen güçleri ve enerjileri algılamaya başlarlar. Uyumlama evresinin en geç bu noktasında on- lan savunmaya geçiren mekanizmalar çözüle­rek yerlerini: “Şimdi ne geliyor” sorusuna ve merakına bırakırlar. Olayların akışı böyle cere­yan etmezse sakın kendinizi suçlamayın.

Çünkü daha ilk başta teklifte bulunduktan sonra bu role girdiniz. İnsanlar belirli tecrübe­lerden geçmelidirler. Bu tecrübelere Reiki'nin "şimdilik" uygun olmadığı gibi bir deneyim de dahildir. Buna saygı duyulmalı Ama bu tür va­kalar çok ender ortaya çıkarlar. Bir Reiki semi­neri her zaman özeldir! Hem sizin, hem de se­minere katılanlar için. İnsanlar birbirlerinden farklı ve çeşitli kişiliklerde oldukları için, bazı beklentileri illâ ki karşılamak gayretiyle, takı- lıp-kalabileceğiniz ve sizi çıkmaza sokabile­cek “şüpheli” hadiselere seminerlerinizde yer vermeyin. Her seferinde sürprizlere hazır ol­mak iyidir.

Reiki ile çalışmak çeşitli hedefleri içerir. Bu hedefler her insan için bireysel özellikler ta­şırlar. Reiki sadece bir gevşeme metodu ola­rak kullanılabileceği gibi, kendine enerji ver­mek ya da kendini daha iyi ve tazelenmiş his­setmek için de kullanılır. Ben Reiki’yi "bir bi­linçlenme yolu" olarak kullanıyorum. Benim gibi aynı hedefte karar kılarak, Reiki’yi amacı­nıza uygun olarak yaşamak isterseniz, öncelik­le bu yoldaki iniş-çıkışların oldukça fazla oldu­ğunu bilmeniz gerekir.

Çünkü bilinçlenme yolu bireyi daima "göl­gesi ”yle, bilinçdışı içerikleriyle, yetersizlikle­riyle ve zaaflarıyla yüzleştirir. Bu, uygulayıcı­nın "harekete geçen güçlerini yaşaması’’ anla­mına gelir. Böylesi durumlarda öğrenci muh­temelen öğretmenine danışır. Ama öğretmen, öğrencisine gerçekten yardım edip-edemeye- ceğinin kararını, iyice irdeledikten sonra ver­melidir. Çünkü öğretmen yeterli derecede psikoterapötik bilgi sahibi değilse, öğrencisini bu konuda profesyonel yardım alabileceği bi­risine, (bir psikiyatriste veya bir psikologa) sevketmelidir. Reiki öğretmeni ünvanımn, her durumda “potansiyel yardımcı” anlamına gel­diğine inanmak büyük hatadır.

Diğer yönden öğrencinin, bazı bireysel içe­rikler nedeniyle, Reiki hakkında aklına takılan sorulara yanıt araması ve önce öğretmenine başvurması gayet doğaldır. Burada asıl önem­li olan, öğretmenin (yani bir insanın), öğrenci­sine (yani diğer bir insana) yolun belirli bir mesafesinde rehberlik etmeye hazır olup-ol- mad iğidir.

Sınırlannızı daima korumalısınız! Sıklıkla uyumlamadan sonraki temizlenme evresinde, öğrencide giderek derinleşen değişiklikler meydana gelirler. Bunlar, temizlenme evre­sinde tam olarak iyileşmeyen eski hastalıkla­rın tamamen çözülmek için tekrar kabarıp- nüksetmeleri şeklinde olabilir. Ya da bastırı­lan, ama şimdi bilince sızan çocukluk dönemi­ne ait duygularla yüzleşilir. Özellikle duygusal alanda, ilk haftalar çok yoğun yaşanır. Bu duy­gusal yükü neredeyse kaldırılamaz hâle geti­ren zincirleme olaylar silsilesine girilir.

Belirtildiği gibi, Reiki uygulamak için ge­rekli olan motivasyon çeşitleri boldur. Semi­ner katılımcılanna göre sizin motivasyonunuz farklı olabilir. Ama, siz yine de kendi motivas­yonunuzu canlandırıp-aktarmalısınız.

Ancak burada ötekileri ikna etme zorunlu­luğu da hissetmemelisiniz. Yaşama inanın, Reiki’ye ve Reiki’de her şeyin doğru şekillen­diğine güvenin. İnsanların farklı yolları bulun­masına saygı duyup onları kabul edin.

Kendimi sende görüyorum.

Kendini bende görüyorsun.

Yaptıkların yaptıklarımın aynısı.

Yaptı klan m yaptıklarının aynısı.

Sen bensin, ben de sen.

Hatırlamıyoruz sadece...

İçimizde rezonansı bulunan şeyleri dışan- da deneyimleriz. Hayatımızdaki insanlar bize ayna tutarlar. Etrafımızda huzursuz insanlar gözümüze çarpıyorsa, bu bizden kaynaklanı­yor. Çünkü ya içimiz huzursuz ya da bu tecrü­be, ders çıkanp gelişmemiz için bize gerekli.

Rezonans Yasası o kadar önemlidir ki, onun boyutunu anlayabilmek bazen çok zor olur. Başkalarını yargılayanlar, kendi davranış bi­çimlerini incelediklerinde tam da bu yargıla­dıkları özelliklere uygun rezonansları bulun­duğunu görürler. Bunu hâlâ idrak edemeyen­ler varolduğu sürece, geçirilmesi zorunlu olan bu tecrübelerden memnun olmak gerekir. Ya­şanılan tecrübelerden hangi sonuçların çıkarıl­ması ve bunlardan ne gibi dersler alınması ge­rektiği ise, bir başka konudur.

Tekrar edelim: Yaşadığımız ve karşılaştığı­mız her şey, ruhsal (spiritüel) gelişimimize hizmet etmek için vardır. Olaylara böyle ba­karsak ya onlardan dersler çıkarırız ya da bizi yansıtan "dış dünyayı” reddederek, yargılarız. Ancak bilmeliyiz ki, bu durumda kendimizi de yargılayıp-reddetmiş oluruz. Aynı durum se­minerleriniz için de geçerli. Siz öğrencilerinize ayna tutarsanız, onlar da size ayna tutarlar. Bu yolla birbirimizden çok şeyler öğreniriz. Size her türlü ahlâkî yargılardan kaçınmanızı öneri­yorum. Elbette bunu yapmak, bazen hiç de kolay olmuyor. Ama zaten gelişmek de kolay bir şey değil.

Zayıf veya güçlü yanlarımıza ve davranışla­rımıza dair ipuçları bulduğumuzda kendimizle yüzleşebilirsek, kendimizi gerçekten tanıyıp- gelişebiliriz. Bunun için, seminerlerden ve on­lara katılanlardan daha iyi bir fırsat, daha iyi bir "yardımcı” olamaz. Bizi yansıtan aynaları kullanmalıyız, onları onaylayarak, olduğu gibi kabul etmeliyiz. O zaman her türlü durumdan, ders alıp-öğrenerek çıkarız. Bizi kızdıran ve duygusal olarak rahatsız eden, reddedip he­nüz hayatımıza entegre etmediğimiz her şey, ders almak zorunda kaldığımız her şey, "ken- diliğimiz”in birtezahürünü temsil eder; bunun bilincinde olmalıyız.

Birey birliğin bir parçasıdır! Gerçi birey kendi bilinç alanında çevresinden ayrıymış gi­bi algılar kendisini, ama bu yolun bir yönü de bilinçlenmek olduğuna göre, bunun sadece bir hayalden ibaret olduğu kavranmalıdır. Her birey bu birliğe dahildir, bütünün parçasıdır. Her birey ötekilerle bilinçdışı alanda bağlıdır, çünkü ötekilerinde her biri birliğin bir parçası­nı temsil ederler. Bir gün hepimiz birliğe geri döneceğiz ve aslında birbirimizden hiç ayrıl­madığımızı anlayacağız, çünkü ayrılan yalnız bilinç yanımız olmuştur.

Yüksek-bilincin bir parçası olduğumuzu ve onun her şeyi kapsadığını idrak edeceğiz. Bu bakımdan: "Sen bensin, ben de sen” ifadesi varolan her şeyin birliğini kısaca özetleyen bir formüldür.

Ezoterik çevrelerde bundan başka ifadeler de düzenli olarak tekrarlanıp-dururlar. Ancak kendilerini “ezoterist” olarak nitelendirenle­rin tutum ve davranışlarını gözlemlediğimiz­de, çoğu kez sarf ettikleri sözleri kendilerinin bile pek anlamadıklarını görürüz Ne söyledik­lerini anlıyor olsalardı, bazen tanık olduğumuz gibi, olumsuz münâkaşalardan kaçınırlardı.

Kimi kendi gerçeğini daha iyi bulduğu için, ötekini iknaya çalışıyor. İkna edemeyince bir­birlerini karşılıklı olarak bilgisizlikle itham ediyorlar. Reiki çevresinde de bu tarz olaylara şahit olabiliyoruz. Reiki camialarında da hep gerçek Reiki, doğru Reiki ve geleneksel Reiki ayrımıyla tartışmalar sürdürülüyor. Büyük or­ganizasyonlar ve bazı Reiki öğretmenleri bu tartışmaları sürdürmekte ustaiaştılar. Her türlü tartışmada aslında kendimizi alt ederek, he­nüz entegre etmediğimiz kişilik parçalarımızla mücadele veririz. Tek bir gerçek yoktur. Nasıl ki bir çok insan varsa, bir çok dagerçek vardır. Herkes, o anda bulunduğu gelişim seviyesine uygun olan tecrübeleri yaşar.

Dolayısıyla herkesin kendi gerçeği vardır Bunu kabul etmeliyiz. Bütün gerçekler tek tek hakikatin ve birliğin bir parçasını oluştururlar. Bütün gerçekler eşit değerdedir Bunu kavra­yan birey, başkalarıyla mücadele etmeyi bıra­kır, çünkü ötekilerin kendisini yansıtmakta ol­duklarını anlamıştır. Aynalardaki yansımaları­mızı kabul ettiğimizde, kendimizi de kabul


 

ederiz. Dışarıda verdiğimiz her mücadele ise, "kendiliğimizi” öldürür.

Birey bunu anlamadığı sürece, hangi dü­zeyde ve hangi biçimde olursa-olsun, onun mücadelesi bitmeyecektir. Bu, benim fikrim. Bu, benim gerçeğim. Bunu size bir teklif olarak sunuyorum. Teklifimi kabul eder ya da etmez­siniz; karar sîzindir. 

33
0
0
Yorum Yaz