14 06 2016

Aura ve Çakralar 4

  • Çakralar

Her aura katmanında, dışımızdaki dünya­dan sürekli olarak enerji ve enformasyon sağ­layan ve bir girdaba benzer şekilde şiddetle dönen yedi büyük dönüş noktası bulunur. Bu noktaların her birine "ana çakra” denilir.

Çakralar, dışarıdan aldıkları enerjileri omurgada bulunan ana güç aktarım kanalları üzerinden bütün organizmaya dağıtarak be­deni beslerler.

Bedenlerimizde “küçük çakra” adı verilen çakralar da bulunurlar. Reiki uygulamasında özellikle el ve ayak çakralan kullanılır. Bunlar enerjiyi dışarıya bırakmaya yararlar. Çakraları- mızdan sadece zıt kutupluluk üstü yaşam enerjisi değil, kendimize çektiğimiz zıt kutup­lu diğer enerjiler de akarlar. Bilinç seviyemize uygun enerjileri kendimize çekeriz, bunlar da enerji sistemimize nüfuz ederek bizi etkiler­ler.

Bir çakra kusursuz çalışmıyorsa, tıkalıysa, kapalıysa ya da doğru dönmüyorsa, bedende­ki doğal enerji akışında bazı bozulmalar mey­dana gelir. Bu bozulmalar hayatımızda; prob­lemler, rahatsız edici duygular, motivasyon eksikliği ya da hastalık şeklinde belirip, bize hangi yaşam alanımızda, hangi sorunu çözme­miz gerektiğini gösterir.

Yedi ana çakradan her birisi, belirli bir ya­şam alanını temsil eder. Enerjiyle beslenme­miz yedi ana çakranın kusursuz ve düzenli ola­rak çalışmalarıyla mümkündür, bu da bize, kendimizi sağlıklı ve uyumlu hissettirir. Bura­da belirli bir çakrayı özellikle aktifleştirmek veya açmak gayretinde olmamalıyız. Uyumlu bir salınım ilişkisi çok daha önemlidir. Bütün çakralar aynı ölçüde açık olmalıdırlar, çünkü fonksiyonlarındaki azalma ya da artışla birlik­te bedende bir takım rahatsızlıklar meydana gelir.

Dışarıdan enerji alırken doğru işleyen bir çakra, saat yönünde döner. Çakra saat yönü­nün tersine dönerse, dış dünyanın enerjilerini çekemez. Bu durumda insan, bu çakra üzerin­den kendi bireysel enerjisini, yani ilgili çakra- ya ait bölgenin enerjisini dışarı bırakmak du­rumunda kalır.

Dışarıya bırakılan enerji zıt kutupluysa, dı­şarısının bir gerçeğiymiş gibi algılanır. Zıt ku­tuplu enerjilerin dışarıda kalıp ötekilere yük­lenmesi, bir yansıtma işleminden başka bir şey değildir.

Kâlp çakramızın tamamen açılması asıl he­defimizdir, ama bu, ancak öteki çakralar da ay­nı oranda açıldığı zaman anlamlı olur. Buna yaşayarak, öğrenerek ve kendimize zaman ta­nıyarak ulaşabiliriz. Hiçbir süreci atlamadan, adım adım ilerlemeliyiz. '‘Çakra çalışması” de­mek, "bütün çakraların denkleşmelerini ve uyum halinde olmalarım sağlamak" demektir. Böylelikle hem yeterince yaşam enerjisi alabi­lir, hem de öğrenme sürecinde ihtiyaç duydu­ğumuz enerjilere yer verebiliriz. Çakra çalış­masının en kolay biçimi Reiki uygulamasıdır.

Auranın (daha alt katmanlarının) ve çakra- ların bizim bilincimizin veya bilinçdışımızın maddî bir yansıması olduğunu her zaman dik­kate almalıyız. Gerçi, her iki yönden de, onla- n etkileyebilmek ve gerekli değişiklikleri ya­pabilmek mümkündür.

Çakra çalışmalan, öğrenme ve evrimleşme süreçlerimizi destekler. O bakımdan, bu çalış- malan daima bir bilinçlenme süreci izlemeli­dir.

  • ► Yedi Ana Çakra Ve Yaşam Alanları

Kök çakramız bizi toprağa, maddeye ve ka­ba maddeli dünyaya, tepe çakramız ise, üst kendiliğimize bağlar. O bakımdan, ruhsallık yönündeki her gelişmede, "topraklanma" yo­luyla maddî alanlarla kesin bir bağlantıda ol­ma ihtiyacı duyulur.

Yoksa yüksek düzeylerin enerjilerini gün­lük hayata entegre etmek zorlaşır. Bu enteg­rasyon insan için önemli bir görevdir. Bilinç­lenme sürecinde ne kadar fazla ilerlersek, te­pe çakramız da o kadar fazla açılır.

  1. Kök Çakrasi:Yaşama iradesi, kendi varlı­ğını onaylama, topraklanma, sağlam olarak iki ayak üzerinde durma, hayatta kalma, kaçış, tü­rünün devamını sağlama.

Yaşam Sorunu: Hayatta kalma

  1. Cinsel Çakra:Duyumsallık, cinsellik, ya­şama sevinci, öz duygular, heves, yaşama zev­ki, yakınlık, ilişki.

Yaşam Sorunu: Yaşama sevinci

  1. Solar Pleksus Çakrasi:İlişki yeteneği, kendi bakımını üstlenme, fiziksel frekans ala­nındaki sezgiler, başkalarına karşı beslenen duygular, güç, iktidar, korku, karma, aynlık.

Yaşam Sorunu: iktidar

  1. Kalp Çakrasi:Sevgi, sevgi dolu davranış­lar, iyilik, açıklık, kabullenme.

Yaşam Sorunu. Sevgi

  1. Cırtlak Çakrasi:İletişim, alışveriş, kendi­ni ifade etme, bireysellik.

Yaşam Sorunu: Kendini gösterme

  1. Alın Çakrasi:Ruhsal frekans alanındaki sezgiler, fikirler.

Yaşam Sorunu: Kendini gerçekleştirme

  1. Tepe ÇakrasiKozmik (evrensel) bilinç, ruhsallık, birlik.

Yaşam Sorunu: Kendini tanıma-bilme

Her türlü sorun çözme ve gelişme süreci, “ben” bilincinin aslına geri-bağlantısı ve yük­sek kendiliğiyle temasa geçmesi anlamına ge­lir.

Tepe çakrasi, birliği temsil eder. Bu birlik, o güne dek yaşanan bütün sorunları başanyla çözmenin neticesinde oluşur Problemi çöz­me, her zaman ilk altı çakra arasında vuku bu­lur ve sonra da bilinci yükseltir. İşte bu yükse­len bilinç hâli, tepe çakrasında işlenir. Tepe çakrasi, her sorun çözmede daha fazla döner ve daha fazla açılır.


 

 

Tepe çakrası Alın çakrası

Gırtlak çakrası Kâlp çakrası

Mide çakrası (solar plekus) Göbek çakrası Kök çakrası El çakraları

Ayak çakraları

Çakraların Önden Görünümü

Tepe çakrası aynı zamanda evrensel bilin­cin alanıdır.

 

Tepe çakrasımn aşın bir biçimde açılması, insanın aydınlanma haline ulaşması anlamına gelir. Uzun süre taşınabilmesi mümkün olma­dığından, aydınlanma durumu uzun süreli de­ğildir. Aydınlanma, polaritenin (zıt kutuplulu­ğun) aşılması hâlidir ve birliktir.

Birey hayattaki zıt kutuplu görünümleri, ay­dınlanma halinde, kendi bütünlükleri içinde algılar. Üstelik bu haldeyken hem kendisini her şeyle ve herkesle bağlı hisseder, hem de her nesneyi, her bitkiyi ve her insanı kendili­ğinin bir parçasıymış gibi algılar.

Aslında hepimiz, günlük hayatta karşılaştı­ğımız bir sorunu çözdüğümüz anda (çok kısa süreli de olsa), küçük bir "aydınlanma hâli” ya­şarız. Çünkü, sorunu çözmek, ilgili olan zıt ku­tupluluğu aşmak demektir.

Yaşamın iki impulsu (itkisi), her zaman bir- birleriyle zıt konumdadırlar ve birlikte bir problem çiftini oluştururlar. İtkilerin biri kabul edilirken, diğeri reddedilir. Her iki itki de ay­nı sübjektif değere sahip gibi görünse de, ay-
m zamanda birbirlerini dışladıkları için, birey kararsız kalır. Bu durumda enerjetik bir geri­lim hâli ortaya çıkar. Bu, hem bilinçli, hem de bilinçdışı bir özelik taşır. Olaylardan ders çıka­rabilmesi ve öğrenebilmesi için birey, haya­tındaki bu gibi durumlarla yüzleştirilir. Bura­daki öğrenme, iki zıt kutuptan oluşan bir bilgi­nin daha yüksek bir düzeyde birleştirilmesi anlamına gelir Daha sonra yüksek düzeyde olan bu problem çiftiyle tekrar karşılaştırılırız. Bu, bizi zorlayarak hep daha yüksek bir bilinç düzeyine geçiren, daima döngüsel olan bir dolaşımdır.

Genellikle sorunları çözdüğümüzde, üzeri­mizden kalkan ağır bir yükü hissederiz. Bu, as­lında tepe çakramızın açılarak daha yüksek bir frekansta titreşmesine yakından şahit olma ânıdır. Problem çözme, anında zıt kutuplu enerjiler dönüştüğü için, kâlp çakrası da etki­lenir. Bir çakranın açılması, onun daha çok enerji alabileceğini gösterir. "Çakra çalışması" ile, negatif enerjileri bireysel sistemimize sok­mamak amacıyla çakraları kapatma yetisi ka­zanabiliriz. Bu yetiyi, çakranın daha fazla hare­ket etmesiyle ve daha çok esnemesiyle sağla- yıp-geliştirebiliriz. Bu tutum, şiddetli rüzgârın karşısında eğilen ve eğildiğinde güç toplayan kökü sağlam bir çalının durumuna benzer.

Bu bir tür geçirgenliktir. Etrafımızdaki ne­gatif enerjiler bizde yankı bulamaz, çünkü çarpmadan içimizden geçip-giderler. 

23
0
0
Yorum Yaz