18 06 2016

3. Aşama

  • Üçüncü Aşama: Üstatlık Aşaması

Üstatlık enerjisi, kendine has bir salınıma sahiptir. Üstatlığa uyumlanmayla birlikte Rei- ki'nin enerjetik çemberi tamamlanır. Reiki'de

Birinci Aşama fiziksel-duygusal alanı, ¡kinci Aşama zihinsel-duygusal alanı, Üçüncü Aşama ise ruhsal-duygusal alanı temsil eder.

Reiki sistemindeki her üç aşamayı da biti­ren ve her aşamanın gerektirdiği görevleri ta­mamlayanlar, bedeni, zihni ve ruhu kapsayan İnsanî düzeylerdeki bütünsel arınmayı ve ge­lişim sürecini tamamlamış olurlar. Üçüncü Aşama’ya geçtikten sonra, Reiki'de astral dü­zeyde bilinçli olarak çalışmak da mümkündür.

Geleneksel Reiki’de, sadece gelişim süre­cinin büyük bölümünü tamamlamış olanlar ve liyâkat gösterenler Üstatlık Aşaması na uyum- lanırlardı. Günümüzde artık buna çok ender rastlanıyor. Henüz Birinci Aşama daki görev alanını bile tamamlamadan Üstatlık Aşama- sı’nı alabiliyorlar. Bunun farklı sonuçlan olu­yor, örneğin farklı aşamaların görev alanları birbirleriyle kesişince, psikolojik yönde aşın bir yüklenme yaşanıyor. Bunun iyi mi, yoksa kötü mü olduğunu yargılamıyoruz, sadece me­selenin hakikaten böyle olduğunu bilmek bile (bunu kavrayamasak da) anlamlılığını gösteri­yor.

İlk büyük adımla kişisel bilinçdışımızı çöz­meyi geniş çapta tamamladıktan sonra, sıra Üstatlık Aşaması’ndaki görev alanına girmemi­ze gelir. Bu düzeydeki görevler, üstatlığa uyumlanmamızla birlikte üstatlık enerjisi tara­fından otomatikman bize yüklenirler. Ancak buradaki görev alanı ve çalışmalar oldukça zor ve uzun sürelidirler. O bakımdan, Reiki Üs­tatlığı sıfatını hak edenlerin sayısı pek azdır. Reiki Üstatlan'nın çoğu henüz bu spesifik gö­rev alanını tamamlayamamış olsalar da, bu görev alanı vardır. Bunu bilip kabul etmek önemlidir. Ancak gelişimin bu bölümü de ta­mamladıktan sonra, vicdan rahatlığıyla Reiki Üstadı olduğumuzu söyleyebiliriz. Çünkü, an­cak o zaman hayatımızın üstadı olabilir, kendi­mizin ve hayatın üstesinden gelmiş sayılabili­riz. Böylelikle kişisel anlamda tamamlandık­tan sonra, daha yüksek düzeylerle, yüksek kendiliğimizle gerçek temasa geçebilecek bir seviyeye ulaşırız. Gerçek Reiki Üstatlığı’na gi­den yolu böylece yürümüş oluruz.

Yüksek düzeylerle gerçek temasa geçme­nin anlamı, "ışığı" bilinçli olarak serbest bırak­mak ve onu, temizlenmiş olan kanallar üzerin­den üst-kendiliğimize göndermektir. Bu yolla "kendimizi bilmek” aşamasına yaklaşınz. İçle­rinde alçakgönüllülüğün, serbest bırakmanın ve sabnn niteliklerini geliştirenler, bu nokta­da, mücadele etmekten ve herhangi bir etkin­lik göstermekten vazgeçerler. Olayların olma­sına izin verirler ve gözlemler.

Gözlemlemek ve olmasına izin vermek, atı­lacak en son adımdır. Bu adım, kendini ger­çekten tanımak ve bilmek için atılan bir adım­dır. Bu adımı atmayanlar kendini tanımanın gerçekten ne anlama geldiğini bilemezler. Bu adımı atanlar ise, artık “En Yüksek Olan ’ın ta­rife sığmayacağını öğrendikleri için, yaşadıkla­rı tecrübeleri anlatmaya çalışmazlar.

Birey kendisini tanıdıktan sonra, varolan her şeyin birliğini-bütünlüğünü anlar ve haya­tın bütününde bireyselliğinin yansıdığını bilir. Artık dışansı onu mücadele adına ayartamaz. Algılan projeksiyonlarla parçalanmaz. Geçmiş­te aldığı yaralar, bireysel davranışlarını belir­lemez. Birey bedeninin ve ruhunun efendisi olur ve kendisini hayatındaki nihaî göreve, “ışığı" serbest bırakmaya adar.

Şimdi Üçüncü Aşama nın görev alanı neleri kapsıyor, buna açıklık getirelim. Üçüncü Aşa­ma Reiki'de artık bireyselleşme sürecinin üçüncü basamağında buîunmaktayızdır, bu nedenle arketip özellikli projeksiyonlan geri çekip-alarak entegre etmemiz gerekir. Ancak dışanya yansıttığımız arketiplerin güçlerini ve enerjilerini geri aldığımızda tamamlanır, o za­man kendimizi dünyadan ayrı tutabilir ve bi­reyselliğimizi hissedebiliriz. Arketipler olağa­nüstü büyük enerjilere sahip olduklan için, bu göreve ciddiyetle yaklaşmalıyız. Gelişim süre­cinin bu noktasında yola tek başımıza devam etmemiz doğru olur. Bu zor yolda rehberlik edecek profesyonel bir yardımcıya ihtiyacımız vardır. (Bireyselleşme yolunu C. G. Jung'un or­taya koyduğu psikoterapi formunda, onun ekolünün yarattığı metotlar doğrultusunda yü­rüyorsak, başvuracağımız yardımcının da bu ekolden gelen bir psikoterapist olması uygun olur.) Bireyselleşme yolunu yoga metotlarıyla ve yoga formuna uygun yürüyorsak, başvura­cağımız yardımcı, bir yoga üstadı olmalıdır. Bi­reyselleşme yolunu Reiki metoduyla, Reiki formuna uygun yürüyorsak, başvuracağımız yardımcı, Reiki Üstatlığı ünvanının hakkını ve­ren birisi olmalıdır. Hangi metodu ve formu seçersek seçelim, başvuracağımız profesyonel yardımcı, bu yolu önceden yürümüş olmalıdır, yoksa bize vereceği destek kifayetsiz kalır.

Üstatlık uyumlamasının enerjisiyle arketip­ler uyanlırve aktifleşirler. Güçlü resimlere sa­hip temel yaşam yapıları, bireysel-ruhsal ya­pının içerisinde harekete geçerler. Böyle bir anda, o güne kadar oluşmuş olan bütün yaşa­mımız sarsılabilir. Çünkü bu arketiplerle tek tek yüzleşmemiz ve dışarıya yansıttığımız ar- ketip özellikli enerjileri geri almamız gerekir. Aynı zamanda kendimizi ve öteki insanları ar- ketip özellikli resimlerden ayırt etmeyi de öğ­renmemiz bir zorunluluktur. Yani, kendimizi ve dışımızdaki dünyayı gerçekten olduklan gi­bi görmeyi ve öteki insanlara yansıtılan resim­lerin, bu insanlarla ilgili bireysel algılarımızı parçaladığını anlamamız gerekir. Örneğin bir erkek, anima arketipinin bir imajını belirli bir kadına projekte etmiş olabilir. Kadına yansıtı­lan şey, bedenini ucuz yoldan her erkeğe ve­ren bir sokak kadını imajı olabilir. Yani bu er­kek, arketiplerin etkileriyle parçalanıp-bozu- lan algılan sebebiyle ilgili kadını, erkeğin hiz­metinde olması gereken bir kadın olarak göre­bilir. Bu erkeğin, ilgili kadına karşı davranışı da algıladığı özelliğe uygun olur. Belki bir gün bu algı kendini işyerindeki bir cinsel tacizle ortaya koyabilir. Fakat animanın arketipiyle derinlemesine uğraşan bir erkek, hemen bu durumun farkına vanr ve arketip yansıtmasını geri çektikten sonra, kadını yeniden normal insan olarak görebilir.

Bu, arketiplerin hayatımızı nasıl etkiledik­lerini gösteren küçük bir örnek. Ama arketip doğasına sahip olan daha pek çok sayıda pro­jeksiyon vardır ve bunlann güçleri de olağa­nüstüdür. Kendimizi arketiplerden ayırt ede­bilecek yetenekteysek (yani, projeksiyonlan geri çekebiliyorsak), onlarla temasımıza özen gösterip, onlan günlük yaşamımıza entegre edebiliriz. Arketipler bilinç bütününün zemi­nini oluşturan ortak-bilinçdışını temsil eder­ler. Yaratıcı gücümüzün kaynağı bu alandadır. "Kendilik" de, bilinçdışını ve bilinci düzenle­yen güçtür. Bu bakımdan, arketipleri bireysel hayatımıza entegre ederek, onların çift yönlü yapıcı etkilerinin işlemesine izin vermeliyiz. Böylelikle hem bilincin bilinçdışını etkileme­sini, hem de bilinçdışının bilinci etkilemesini sağlanz. Ama arketiplerin hükmü altına girme­meye de dikkat etmeliyiz. Arketip özellikli re­simlerin içeriklerini yansıttığımız sürece, arke­tiplerin hükmü altında davranmış oluyoruz. Ancak arketip özellikli projeksiyonları geri al­dığımızda, onları ayırt etmek becerisine ulaşı­rız ve arketiplerin gücünü yönlendirebilir, on­lardan yapıcı olarak faydalanabiliriz.


 

 

Bu yolu yürüyenler "üstat” ünvanını ger­çekten hak ederler.

Üçüncü Aşama Reiki, astral düzeydeki ça­lışmalarla bağlantılıdır. Astral düzey, bireyin hem öteki insanlarla, hem de kendisiyle ilişki­de olduğu düzeydir. Astral düzeyde aynca transformasyon düzeyi (dönüştürme düzeyi) olan madde ile madde-üstü alanın erime nok­tası yer alır. Işığın çıktığı yer ruhsal alandır. Işığı bilinçli olarak aşağıya, madde düzeyine çekebilmek (indirebilmek) için, bireyin önce kanallannı temizlemesi şarttır. Bu kanallar as­tral düzeyde, yani ilişki düzeyinde yer alırlar. O halde, öncelikle öteki insanlarla yürütülen ilişkiler aydınlatılmalıdır. Çünkü ancak böyle­likle serbest bir kanal oluşabilir. İlişkilerin ay­dınlatılması, projeksiyonları geri çekerken olanları saygıyla karşılamak anlamına gelir. İkinci Aşama dan itibaren "içimizdeki çocuğun iyileştirilmesiyle" ve "gölge’nin çözülmesiyle beraber astral düzeydeki kanallar da temiz­lenmeye başlarlar. Üçüncü Aşama ya geçişle birlikte, astral alanlarla bilinçli olarak temasa geçmek için, artık bireyin elinde bir anahtar vardır ve algılan bozan (parçalayan) projeksi­yonları geri çekip entegre edebilir. Bu aşama­daki projeksiyonlar arketip özellikli olurlar, çünkü bireysel projeksiyonlar zaten geri çeki­lip entegre edilmişlerdir. Artık arketip özellik­li güçler bireysel kişiliğe entegre edilmeye başlanırlar. Bu yolla ruhsal düzeye, ışık düze­yine doğru uzanan kanallar açılır.

GERÇEK REİKİ ÜSTATLIĞINA CİDEN YOL

129

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

  • ► Dördüncü Sembol: (Üstatlık Sembolü) Dai Komio

Üçüncü Aşama Reiki’de alıcıya dördüncü Sembol, yani Üstatlık Sembolü Dai Komio (Büyük İşık) verilir. Bu mucizevî bir hadisedir, çünkü DKM anahtarıyla hepimizin amacı olan ışıkla temasa geçmek mümkün bir hâle gelir.

Kanallarımız ne kadar temiz ve düzenli bir formda bulunuyorlarsa, ışık da o kadar büyü­yerek bizim aracılığımız ile dünyada ışıyabilir.

Dai Komio Sembolü kullanılarak, istenildi­ğinde "Büyük Işık" ile bilinçli olarak temasa geçilebilir. Büyük Işık’ın çıkışı ruhsal âlemden olur. Dördüncü Sembol olan DKM’yi kullandı­ğımızda, bizi ruhsal-spiritüel âlemle bağlantı­ya geçiren ışık sütununun içine gireriz.

Öğretmenler, öğrencilerini Reiki Aşamala- rı’ndan birisine uyumlarlarken, bu Büyük Işık'ın gücüyle temasa geçmek mecburiyetin­dedirler. Bunun için de Dai Komio Sembo- lü'nü, yani anahtarı kullanırlar.

Öğretmen, “ışığın gücü kendisini bir kanal olarak kullansın” diye hazırlanır ve uyumlanan öğrenciyi ışıkla temasa geçirir. Işık veya Reiki gücü, uyumlanan kişiye ihtiyacı ölçüsünde nü­fuz ederek onda akmaya başlar.

Burada, Üstatlık Sembolü'nün en önemli fonksiyonlarından birisi olan "koruma fonksi­yonu" ortaya çıkar. Dördüncü Sembol ü kul­landığımızda, onun ışık gücü, auramızı koruyu­cu bir kılıf gibi sarar ve bizler de bunu hisse­deriz. DKM’den başka hiçbir sembol buna benzer güçte bir koruma sağlayamaz.

Bilinçli olarak ışık gücüyle temasa geçtiği­mizde, olağanüstü bir şekilde güçlenir ve ak- tifleşiriz.

Diğer bütün aşamalarda da olduğu gibi, ışı­ğın gücü, henüz aydınlanmamış ya da temiz­lenmemiş olan yaşam alanlarına ışık tutar. Her an ışıkla dolabileceğimiz seviyeye gelene ka­dar, ışığın gücü gelişimimizi teşvik eder.


 

 

 

DÖRDÜNCÜ SEMBOL

 

DaiKomio DaiKomio

 

 


 

  • ► Dördüncü Sembolün Dua Metni
  • Sonsuzluğa gidiyorum

2-3. İlâhî kanalın bilincindeyim

  1. Yeryüzünde, dünyada

5-6-7 Kollarını ışığa doğru açarak yönelmiş insan

8-9. Dişil ve eril güçleri deneyimlemek için derinliğe iniyorum

10. Kılıf, korumaya alıyorum

  1. Ruh korunsun diye hatırladığında,
  2. Verileni
  3. Verileni alarak sindirmeyi
  4. Kılıf, korumaya alıyorum
  5. Ruh korunsun diye hatırladığında,
  6. Geçmiş izlenimleri
    1. Ve de ifadeleri Derinliği aydınlatan ışıktır bu.

36
0
0
Yorum Yaz