18 06 2016

2. Aşama

Reiki İkinci Aşama seminerine katılmaya karar veren bireye, yeni bir dünyanın kapısı açılır. İkinci Aşama ya uyumlanma, kendisine has bir enerji titreşimine sahiptir. Birinci Aşa­mada "olmasına izin vermek ve sadece el koy­mak" söz konusuyken, İkinci Aşama’da zihin­sel (mental) tezahürler ön plâna çıkarlar. Reiki kullanımı, onun sembollerinden faydalanılma­sı durumunda dışa yönelik etkinliklerde ken­disini daha çok gösterir.

İkinci Aşama da da, özellikle ilk 3 hafta çok yoğun geçen bir temizlenme (arınma) süreci gerçekleşir.

Bu arada yeni semboller kullanılır. İkinci Aşama da, her birisinin kendisine has anlam­lan ve titreşimleri bulunan üç sembol verilir. Reiki öğrencisi, ilgili sembollere uyumlanarak onlarla çalışabilecek bir seviyeye getirilir.

Reiki İkinci Aşama nın, Birinci Aşama’ya gö­re çok geniş bir uygulama ve çalışma alanı bu­lunur. Burada, öğrencinin yalnız Reiki’yi kul­lanma imkânı artmakla kalmaz, aynı zamanda kişisel gelişimde üstesinden gelinmesi gere­ken görevler de bekler onu. Birinci Aşama’da insan kişiliğinin kolayca ulaşılabilen alanlarını idrak edebilmeye ağırlık verilirken, İkinci Aşa- ma'da kişisel bilinçdışındaki alanlar üzerinde çalışılır.

İkinci Aşama, bireyselleşme sürecinde atı­lan ikinci adımla doğrudan bağlantılıdır. Bu adım, kişisel bilinçdışının çözülmesine ve içi­mizdeki çocuğun iyileştirilmesine yöneliktir ve "gölge”nin entegrasyonunu kapsar. Bu aşa­madaki çalışmalar, en büyük görevlerden ol­dukları için, onlara yeterli olan zamanı ayırma­lıyız.

İkinci Aşama daki enerjinin niteliği, “gölge" içerikleriyle dış âlemde yüzleşmemizi güçlü bir şekilde uyarır. Bu nedenle, bu konuda bil­gi sahibi olmamız önemlidir

Genellikle İkinci Aşama, öğrencilere sem­bollerin verilmesi ve bunlan kullanma imkân- lannın aktarılması şeklinde olur. Ama Reiki yoluna somut olarak pek nadir girilir. Reiki İkinci Aşama’yı almayı seçenler, daha çok kişi­sel gelişim yönünde bir karar vermiş olurlar. Tam bu noktada öğrencilere yürünecek yolun nasıl görünebileceği hakkında bilgiler veril­meli, bu yolda neyle uğraşılacağı ve hangi problemlerin üstelerinden gelme zorunluluğu olabileceği anlatılmalı.

Okuması ve yazması olmayan bir insana, önce harfler hakkında bilgi vermeden, ona harflerin birleşmelerinden ve kombinasyonla­rından bahsetmeden, doğrudan yazmayı öğ­retmek gibi bir şeydir bu. Ancak harflerin doğ­ru kombinasyonu ile anlamlı bir sözcük yaratı­labilir ve ancak sözcüklerin doğru bir şekilde bir araya getirilmeleri ile anlamlı bir cümle ku­rulabilir. Demek ki, bilinmesi gereken ilk şey, önce harflerin nasıl birleştirileceğidir, yani ön­ce tekniğin aktarılması gerekir. Bunun yanı sı­ra hangi cümlenin kurulmak istenildiği de bi­linmelidir. Çünkü sözcükler birbirlerine uygun olmadıktan sonra, anlamlı harf kombinasyon­larının da bir yararı olmaz. Yani, hedefi belir­lemek de çok önemlidir. Nereye varılmak is­tendiği, oraya nasıl gidileceği, bunun için ne­lerin yapılması gerektiği bilinmelidir. İşte Rei­ki yolunda da bu, tıpkı böyledir Reiki’de ilgi­li aşamaların değişik enerji nitelikleri, bireyle­rin farklı gelişim basamaklarım temsil ederler. Her birey kendini gerçekleştirme isteğinde ve anlama amacında olduğu içir, gelişim süreci de bu istikamette işler. Reiki, bu yolu yürü­mek için bireyin kullandığı bir araçtır, ama ba­zen yolun kendisi de olabilir.


 

Aslında gelişim yolu, herkes için aynıdır. Ama bireye göre farklı yönler çizebilir. Kesin­likle herkes kendi “gölge”sini çözmek zorun­dadır. Ancak herkesin işlemek zorunda kaldığı "gölge" içerikleri birbirlerinden farklıdır. “Göl­ge" çalışması ya da kişisel bilinçdışının çözül­mesi, “dışarıya yansıtılanlann tamamının tek­rar geri alınması” anlamına gelir.

Yansıtmaların (projeksiyonların) ne olduk­larını tekrar hatırlayalım: Bireysel geçmişimiz­le bağlantılı olan bütün içeriklerin yerleşkesi kişisel bilinçdışımızdadır. Bu içerikler baskı­lanmış ya da sadece unutulmuş olabilirler. İçeriklerin baskılanma (bastırılma) sebebi, acı vermelerinden veya reddedilmelerinden kay­naklanır. Bilinçdışı kendisine has bir dinamiğe ve güce sahiptir. Gelişim hedefimiz “bütün­leşme” veya "tamamlanma" olduğu için, bu içerikler bilinç tarafından entegre edilme ısra­rında olurlar, çünkü ancak entegre edildikle­rinde bilinç gerçekten tümlenir ve bütünleşir. Bilinç, bastırıldıktan için bilinçdışında bulu­nan ve entegre edilmeleri gereken bu içerik­lerin öncelikle farkına varmalıdır. Bu da ona projeksiyonlar yoluyla fark ettirilir. Projeksi­yonlarda bilinçdışı içeriklerin güçleri ve ener­jileri, dışarıdaki kişilere veya nesnelere yapı- şarak-bağlanırlar. Yani bilinçdışı, bize içerikle­rini dışarıda göstererek kendisini ifade eder. Biz de bu içeriklerle böylece yüzleşiriz. Dışa­rıdaki olaylar bizi ne zaman incitiyorsa veya acıtıyorlarsa, bunun sebebinin kendimizde ol­duğunu bilmeliyiz (Rezonans Yasası).

Bastırdığımız yaralar ya da acılar, içimizde­ki incinen çocuğa aittirler ve reddettiğimiz her şey "gölge’ mizin bir parçasıdır. Netleştirelim: "Gölge "mizdeki içerikleri reddediyoruz. Ne zaman ötekileri yargılarsak ve ne zaman öteki­lerin tutumlarını "kötü" olarak nitelendirirsek, bu, aslında kendimizde bulunduğuna inanma­dığımız ve reddettiğimiz özelliklerimizle ilgili­dir. Zaten bunlan bastırmayı onun için sürdü­rürüz. Bastırdığımız şey, dışanya yansıyarak dikkat çekme isteğindedir, çünkü ancak böy­lelikle bilinç tarafından kabul edilerek bilinçli düşünceye entegre edilebilir.

Ezoterizmde, eskiden beri varolmayı sür­düren her şeyin birliği ve bütünlüğü vurgula­nır. Her şey bu birliğe dahildir! İnsanın dünya­daki herhangi bir şeyi reddetme ve ondan ka­çınma imkânı olmadığı için, kimi zaman acılar meydana gelirler.

Böylece İkinci Aşama yla bağlantılı olan, ol­dukça zor görevleri ve çalışma alanlannı tespit etmiş bulunuyoruz: Bunlar, "içimizdeki çocuğu iyileştirme” ve "gölge entegrasyonudur. Her iki konuyu birlikte "Bilinçdışı Çözümlenmesi" olarak da ifade edebiliriz. Reiki tarafından uyarılan bu süreçler, İkinci Aşama’ya uyumlan- mayla beraber iyice güçlenirler; bunu genel olarak "Reiki'nin Etki Tarzı" adlı bölümde açık­lamıştık.

Gelişimdeki bu sürecin bir kaç ay içinde bi­tirilemeyeceği gayet açıktır. Bu sürece Reiki ile nasıl başlanacağı, "Uygulamada Reiki Prati­ği” adlı 6. Bölüm’de açıklanıyor.

Bu çalışmanın süresi bireye göre uzayıp-kı- salabileceği için, İkinci Aşama Reiki ile Üçün­cü Aşama Reiki arasında mutlaka geçmesi ge­reken asgarî bir süreyi belirlemek mümkün olamamaktadır. Reiki sürecine veya çalışmala­rına başlamadan önce, kişisel bilinçdışını çöz­mek için çalışıp-ilerlemiş olan bireyler, İkinci Aşama'daki içerikleri çok daha kolay uygula­yabilirler. Ama onlar bile, kişisel bilinçdışını çözmek için yine birkaç yıla ihtiyaç duyarlar. Bu noktada veya bu devrede, profesyonel bir terapi desteğine de ihtiyaç duyulabilir. Bun­dan, Reiki Üstatlığı na ancak çok az kişinin ula­


 

şabileceği anlamı çıkartılabilir ki, nitekim da­ha birkaç yıl öncesine kadar durum böyleydi. Fakat daha sonra uygulamada başka yollar bu­lundu. Bunun ne kadar iyi ya da kötü olduğu­nu bir kenara bırakalım. Gerçek şu ki, giderek daha çok insan, gerekli çalışma alanlarını işle­meden ve en azından büyük bir kısmını henüz çözmeden, Üstatlık Aşaması olan Üçüncü Aşa- ma'yı alıyor.

Üstatlık enerjisi, İkinci Aşama dan daha farklı olduğu ve başka çalışma alanlarını ve gö­revlerini de beraberinde getirdiği için, gelişim süreçleri birbirleriyle kesişirler. Bu da kimi za­man bireyin gücünü aşar ve profesyonel bir yardım almayı zorunlu bir hâle getirebilir. Bu­na rağmen, dışarıdan bakıldığında, farklı ener­ji nitelikleriyle baş ediyor gibi görünen insan­lar da vardır. Üstatlık Aşaması nı almak için kendisini ne zaman hazır hissettiği, bireyin kendisine kalıyor. Ancak herkes kendi gelişim seviyesinin mutlaka farkında olmalı ve enerji niteliklerinin kesişebileceği ihtimalini de he­saba katmalıdır.

Bunu bir örnekle açalım: Hayatı, yukarıya doğru uzanan bir merdiven olarak düşünelim ve bu merdivendeki her basamak da çözme­miz gereken bir alanı ya da aşmamız gereken bir seviyeyi temsil ediyor olsun. İşte bu ne­denle de merdivenlerin daima basamak basa­mak çıkılması tavsiye edilir. Meselâ merdive­nin ilk 10 basamağı Birinci Aşama’nın gelişim alanındaki dersleri ve görevleri kapsarken, bunu izleyen 50 basamak da İkinci Aşama’nın gelişim alanındaki dersleri ve görevleri kap­sar. İkinci Aşama da merdivenin henüz 15'inci basamağında bulunuyorken, vaktinden önce Üstatlık Aşaması için karar vermek, Üstatlık Aşaması nın gelişim alanındaki görevleri de vaktinden evvel etkinleştirir. Üstatlık Aşama- sı’nın merdivendeki 100basamağı kapsadığını farzedersek, İkinci Aşamamda tamamlanmadığı için, eksik kalan ve halen öğrenilmesi gerekli 35 basamaklı görev alanına bir de Üçüncü Aşa- ma'nın basamakları eklenir ve bunların hep­siyle mutlaka yüzleşilmesi gerekir. Bu, prob­lemlerin ve görevlerin çeşitliliğinde bir artış olacağı anlamına gelir. Henüz İkinci Aşama'da- ki gelişim tamamlanmadan, 3. Aşama’daki gö­revlerle karşı karşıya gelinir. Bu, kimi insanlar­da, insanın psikolojik yeterliliğini aşabilir ve ona, altından kalkamayacağı kadar fazla yük yükleyebilir.

En azından bu durumun, Üstatlık Aşama- sı’nı almak isteyenlere açıklanması gerekir. İn­san, bağlantılar hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunda daha uygun bir karar verebilir. Ve­rilen bu karara da saygı duymak gerekir. Aşa­malara uyumlanmayı tek tek geçmelerine rağ­men, gerçekleştirmeleri gereken görevleri iş­lemeyenler ve savurma mekanizmalarını ayakta tutanlar, Reiki yolundaki kazanımlar- dan yoksun kalırlar. 

27
0
0
Yorum Yaz