18 06 2016

2. Aşama Sembolleri

İKİNCİ AŞAMA’NIN SEMBOLLERİ YE MANTRALARI

Şimdi İkinci Aşama'daki önemli bir yeniliği ele almak istiyorum: İkinci Aşama’daki üç sembolü açıklamadan önce, sembollerin oluş­turdukları etkileriyle ilgili olan temel görüşle­ri sunmam yerinde olacak. Herhalde bu konu­daki en ilginç sorulardan birisi, sembollerin ve mantraların nasıl etki gösterdikleridir. Bu so­ruya, kendime ait olan bir yanıt vereceğim:

Varolan her şey enerjidir. Madde, düşün­celer, duygular. .. yani her şey. Farkı oluşturan, enerjilerin formları ve frekanslarıdır Her şey enerji olduğuna göre, birbirleriyle enerfetik


 

bir bağlantı içinde bulunurlar. Bizler bunu he­nüz algılayamasak da, bu böyledir.

Her enerjinin bir formu ve her formun da bir içeriği vardır. Formlara, içerikler ve enfor­masyonlar akarlar. Form sayesinde içeriğe ula­şabiliriz. Yeni formlar oluşturup, onları değişik içeriklerle doldurabiliriz.

Küçük bir örnek verelim: Elimizde bir kitap tutuyor olalım. Kâğıttan oluşan bu kitapta an- latılanlan anlayabiliyoruz, çünkü onda okuya­bildiğimiz harf kombinasyonları yer alıyor. Ki­tabın kâğıdı ve kapağı, onun formunu oluştu­ruyorlar. Bu forma, içerikler doluyor. Biz de bunları okuyoruz ve okuduklarımızı da enfor­masyon olarak bilincimize alıyoruz.

Her şey enerji olduğuna göre, her şey dai­ma vardır ve varolacaktır. Ama enerji formunu değiştirdiğinde, onu bilinçli olarak algılama­mız güçleşir. Her çeşit bilgi daima "kaydedile­rek” (yani saklanarak) varlığını koruyorsa, kita­bın okunması, ondaki enformasyonun alınma­sı ve işlenmesi de kaydediliyor demektir. Okuma sürecinde belirli bir duygunun yön verdiği bir bilinç hâli içinde olunur ve bu enerji, "enformasyon" olarak saklanır. Böylece formla (kitap) bir içerik (kitapla ilgili bilinç ve duygu) oluşturmak da mümkün bir hâle gelir.

Ancak bu kitabı yalnız biz okumayız, başka bir çok kişi de okur. Onlar da ilgili form saye­sinde kendilerine özgü birer içerik oluşturur­lar ve bunlar da kaydedilir. Birçok insan belir­li bir form sayesinde, belirli bir alanda değişik içerikler ortaya koyarlar. Böylece kitaptaki içe­rik, onu okuyan her insan tarafından yeni enerjilerle etkilenir, zenginleştirilir ve değişti­rilir. Bu kitabı okuyan herkes de oradaki ener­jilerle temasa geçer. Hayattaki bütün formlar­da da süreç böyle işler.

Şimdi sembollerle ilgili bazı görüşleri I.

Şık, 2. Şık, 3. Şık olarak açıklamak istiyorum:

  1. Şık: Semboller de tıpkı böyledirler. On­lar da birer form oluştururlar. Bir sembolü bir­çok insan kullandığında veya birçok insan bir sembol ile belirgin bir duyguyu ve özel bir bi­linç halini birleştirdiğinde, ilgili form belirli bir içerikle, enerjiyle ve enformasyonla veya bi­linçle dolar (ya da yüklenir). Meselâ Hıristi­yanlık'taki haç sembolü, Hz İsa’nın acısını, kur­tuluşunu veya Hıristiyanlığı çağrıştınr. Ancak genellikle kabul gören, çok katmanlı ve belir­siz olabilen bu öz anlamın yanı sıra, tek tek bi­reylerin haç sembolüne yükledikleri birçok ki­şisel anlam öğeleri de bulunur. Bu bakımdan haç sembolünün anlamı hiçbir zaman tam ola­rak açıklanamadı. Açıklananlar ise yetersiz kal­dı. Bu durum, bütün semboller için de geçer- lidir. Onların da anlamlarının ancak küçük bir kısmı açıklanabilir.

“O halde, ne zaman bir form oluştursak, görsek ya da algılasak, ondaki mevcut içerikle de temasa geçeriz." İşte Reiki sembollerinin etkisini bu cümle anlatmaya yetiyor.

Aynı şey, mantralar (kullanılan sembol söz­cükleri) için de geçerlidir, çünkü sözcükler de belirli bir forma sahip olan enerjilerdir. Reiki sembolüne ait bir mantra, sembolle aynı enerji salınımını üretir. Mantrayı kullanarak, sembolün enerji salınımıyla temasa geçebili­riz. Mantraların ve sembollerin etkileriyle ilgi­li bu açıklama, konusunda herhangi bir obje bulunan bütün ruhsal içerikleri kapsar. İşte buradaki konu da bireyin ruhsal enerjisinin bir objeye (kitap, insan) bağlanmasıdır. Bu işle­me, "yansıtma (projeksiyon)" adı verilir. Bu durumda, bireyin içinde bulunan ruhsal içe­rikler dışında bulunan bir objeye yüklenir.

Eşinizden hediye olarak aldığınız bir yüzük sembolik bir karaktere sahiptir. İnsanlar da, tıpkı barış sürecinde ümit taşıyıcılığı yapan politikacılar gibi, bir yansıtmanın objesi hali­ne gelebilirler. Bireyin kendi "ben”ine ait ol­mayan her şey, enerjiyle yüklenerek bir pro­jeksiyon taşıyıcısı haline gelebilir ve böylelik­le bir takım sembolik içeriklere de sahip ola­bilir.

  1. Şık: Reiki sembolleri de, yansıtma etkisi gerçekleşene kadar, ruhsal enerjiyle yüklen­miş bir haldedirler. Bu nedenle Reiki sembol­leri, kendi yarattığımız zıt kutuplu dünyamızın bir parçası olmak durumundadırlar. Ancak semboller bu tanımlamanın ötesinde enerje- tik yasalara uygun olarak etkili olmaya da de­vam ederler.

İşte sembollerin yapılarını ve etkilerini izah etmek için bazı Reiki öğretmenleri tara­fından öne sürülen açıklamalar böyledir.

  1. Şık: Bir başka izah şekli ise şöyledir Semboller zıt kutuplu dünyanın bir parçası değildirler. Onlar "uygun enerji bağlantısıyla” yeni bir dünya tarafından insanlığa verilmiş­lerdir. Ve onlar ancak bu yolda temasa geçir­me görevlerini yapabilirler.

Semboller, bir başka dünyanın veya boyu­tun enerjileriyle temasa geçmek zorundadır­lar. Çünkü bu temas ile gerçekten güç ve an­lam kazanırlar. Semboller başka bir dünyadan verilmiş olsalar bile, onlann gücü, değişme­yen bir niteliktedir. Semboller başka bir dün­yayla veya boyutla teması gerçekleştiremese- lerdi, etkileri sadece bireyin ruhsal ve zihinsel yetenekleri ile sınırlı kalırdı. Ama benzer etki­ler (kullanılan sembollerden bağımsız olarak), zaten insanlar tarafından yaratılabiliyor. Eğer kurulan temaslar Reiki sembolleri sayesinde gerçekleşmiyorlarsa, "projeksiyon taşıyıcısı” olmaktan ileri bir anlam taşımazlar. Böylesi durumlarda yansıtılanlar geri çekilerek alın­malı ve bunlara bağlanan ruhsal enerjiler de tekrar bireysel kişiliğe entegre edilmelidirler.

Eğer semboller başka bir dünyayla temasa geçme aracıysalar ve başka bir boyuttan veril­mişlerse, o zaman onlann formları da oldukça önemlidir. Çünkü sadece belirli formlar saye­sinde onlarla enerjetik bir temas kurulabilir. Fakat uygulamada bazı farklılıklara da rastla­nıyor. Birçok birey, farklı sembol çizimleri kul­lanıyor, ama daima aynı verimi alıyor. Tabii bu, sübjektif olarak böyle değerlendiriliyor. Bunun haricinde Reiki bilgisinin “en yüksek" "resmî” temsilcileri bile, seminerlerinde za­man zaman sembollerin farklı çizimlerini ak­tarmaktan çekinmemişlerdir.

O halde: İlk şıkta, insan herhangi bir form­la belirli bir içeriği birbirlerine bağlar Yani, bu gücü kendisi yaratır. İkinci şıkta ise, insan bu formu başka bir boyuttan, başka bir dünyadan armağan olarak alır ve böylelikle ilgili boyutla veya dünyayla ve bunların enerjileriyle tema­sa geçebilir. Bir sembole (Reiki sembolüne) uyumlanan kişi, her zaman bu sembol ve bu sembole ait olan titreşimler sayesinde, Reiki gücüyle temasa geçebilir. Burada birnevî şart­landırmayla, özne ile nesne birbirlerine bağla­nırlar. Bu bağlanma bireysel düzeyde olur. Reiki gücüne niyetlenirken, (meselâ) ona Keltler’in “runen” denilen en eski Germen harfleriyle bağlanabilir İşte böyle uyumlanan birey, enerjiyle temasa geçebilmek için "ru­nen anahtarım” kullanmak zorunda kalır.

Reiki sembollerine uyumlanmayanlar, sembollerle çalışabilirler, ama Reiki'nin ken­disine has olan gücüyle temasa geçemezler. Bu kişilerin çalışmalarında ortaya çıkan enerji bir başka düzeyde depolanır. Reiki sembolle­rine eksiksiz olarak uyumlanan Reiki uygulayı­cıları, sembol kullanımı sayesinde asla Reiki


 

enerjisi dışındaki bir enerji titreşimine temas etmezler. Bu bakımdan sembollerin gücünde "bozulma" gibi bir tehlike yoktur. Reiki gücü zıt kutupluluk-üstü bir güç olduğu için, tesir altına alınamaz

Toparlayacak olursak, ortaya şu sonuç çıkı­yor Birinci şıktaki görüşe katılıyorsanız, sem­bollerin gücü, enerjetik yasalara uygun bir ze­minde, zıt kutuplu olan dünyada oluşturul­muştur. Bu bağlamda “Reiki sırrının" bazı “ko­ruyucuları" bunu daima "morfojenetik alan” kavramıyla birleştirerek açıklarlar. Morfojene­tik alanla açıklanmak istenilen şey, enerjetik yasalara uygunluğun var olmasıdır. Ancak bu durumda, sembollerin yapıları farklı olurlar, yani bunlar sadece zıt kutuplu dünyada işle­yen ve insanlar tarafından yaratılmış sembol­ler olarak ele alınırlar. O bakımdan “enerjetize etmek" üzere herhangi bir sembol kullanıla­bilmesi de mümkündür. Sembollerin çizilme­lerine ve "bozulmalarına" dair bir tartışmaya da böylelikle gerek kalmaz. Bu gibi bir durum­da projeksiyonlannızı geri çekerek, alıp-kabul ederek, onlarla kendi mental güçleriniz aracı­lığıyla çalışmanız gerekir.

İkinci şıktaki görüşü kabul ediyorsanız, sembollerin açıklanmış olup-olmamaları önem taşımaz. Çünkü semboller aracılığıyla başka bir boyutun enerjisiyle temasa geçebil­meyi sadece onlann formlan ve bireysel bilinç belirler

Eğer 3. Şık taki görüşü kabul ediyorsanız, yani sembollerle Reiki gücü arasında bir tür bağlantı veya ilişkilendirme olduğu kanaatin­deyseniz, doğal olarak sembollerin açıkça ya­yınlanmasını arzu etmezsiniz ve nasıl görün­dükleri de önemli değildir. Bu durumda sade­ce Reiki öğretmeninin, Reiki enerjisiyle tema­sa geçebilecek ve bu teması, uyumlanacak olan alıcıya aktarabilecek bir yetkinliğe sahip olması yeterlidir. Fakat alıcıya bu gücü hare­kete geçirebileceği bir "anahtar”, yani herhan­gi bir sembol vermelidir.

Temaslarım sırasında, Reiki’nin hangi aşa­masında olurlarsa-olsunlar, Reiki uygulayıcıla­rı bende daima şu izlenimi bıraktılar Herhan­gi bir yansıtma olmadığı halde, içerikler ve boş lâflar dilden dile dolaşıyor. Meselâ: "Sem­boller gizli tutuluyor, yoksa etkileri kaybolur." "Sembol çiziminin doğru bir şekli var.” Ama her nedense bu doğru çizim şekli, her defasın­da sadece ilgili kişinin kullandığı şekil oluyor. Herkesin bu konular üzerinde düşünmesini is­tiyorum, bu konuda ruhsal algılarınızı hareke­te geçirin. Aynca başkaları tarafından, meselâ bir Reiki organizasyonu tarafından empoze edilen fikirleri almanın insanlan uzun vadede memnun etmediğini de gördüm.

Bireydeki her türlü yeteneğin kaynağı ken­disinde bulunur. Bu nedenle yetenekleri ak­tifleştirmek veya onlan ayakta tutabilmek için, dışarıdan sağlanan yardımcı araçlar bir süre sonra bırakılmalıdırlar. Çünkü bir süre sonra bu gibi yardımcı araçlar bireyin ruhsal gücünü ve gelişimini kısıtlayarak, onu durağanlaştır- maktadırlar. Sembollerde de bu, tıpkı böyle- dir.

Sembollerin gücü de ruhumuzdan ve bi­reysel yeteneklerimizden beslenir. Sembol­ler, Reiki yoluna başlarken bize bir destek verme amacını taşırlar. Ancak gelişimimizi sür­dürerek onlara ihtiyaç duymayacak seviyeye gelmeliyiz. Reiki üstadı, astral ve ruhsal dü­zeylerde çalışabilmeyi öğrenmelidir. Bu dü­zeylerde, bizim dünyevî algılarımıza hitap eden zaman ve mekân kavramı yoktur. Reiki üstadı da (tıpkı başkaları gibi), kendi gücüyle aynı etkileri yaratabilir, ama artık sembollere


 

bağlı kalmak gibi bir avantajı olamaz. Bu ba­kımdan gereksinim duymayana ve kendi ayaklarımızın üstünde durabilecek seviyeye gelene kadar, sembollerle çalışmalıyız.

Artık üç Reiki sembolüne ve bunları çizme yöntemlerine geçmek istiyorum. Buradaki maksadım, bana aktarılan bu sembollerin ye­gâne doğru semboller olduklarını açıklamak değil. O kadar çeşitli sembol çizimleriyle kar­şılaştım ki, doğru veya yanlış oldukları hakkın­da konuşmak bile istemiyorum; önemli olan insanların bu sembollerle neler yaşadıklarıdır.

Bu sayfadan itibaren Reiki İkinci Aşama da verilen üç adet sembolün ikişer kere basılan resimlerini göreceksiniz. Birinde sembolü çi­zerken sırayı ve yönü tayin eden numaralar kullanılırken, ötekinde kullanılmıyor. Numara­sız olanı kopyalayarak, odanızda sık sık göre­bileceğiniz bir yere asabilirsiniz. Böylece semboller üzerindeki ruhsal tasavvur yetene­ğiniz hassaslaşır ve çalışmalarınız etkinleşir.

Ayrıca her sembolü kullanırken söyleyebi­leceğiniz (dua benzeri) anlamlı metinler veri­liyor. Bu metinleri kullanmanın amacı bilinci sembollerin taşıdıkları anlamlarla derinliğine zenginleştirmektir.

 
 
 
 
 
 
 

 


 

  • ► Birinci Sembol: Choku Rei

Birinci Sembol, enerji ve güç anlamına ge­lir. Mantrası “Choku Rei" (okunuşu: Çokure). Anlamına uygun çevirisi şöyledir:

Cho: Eğri bir çizgi çeken hançer.

Ku: Bütünü oluşturmak için hiçliğe girmek.

Rei: Ruh, gizli güç.

Reiki enerjisini güçlendirmek ve akışını ar­tırmak istediğimizde, Birinci Sembol ü kullanı­rız. ÇKR Sembolü, yaşam enerjisinin niteliğini etkiler. Onu kullandığımızda, Reiki enerjisi uyarıcı, güçlü bir etki yaratır, yaşam enerjisinin aktif yönü artarak vurgulanır.

ÇKR Sembolü’nün temel görevi, enerjiyi ve enerji akışını güçlendirmektir. Reiki terapisin­de bedenin veya auranın neresinde enerjiye ihtiyaç duyulduğu bilinmelidir. Bedenin her­hangi bir bölgesinin daha fazla enerjiye ihtiya­cı olduğu hissedildiğinde Birinci Sembol kul­lanılmalıdır. Blokajlarda da ÇKR kullanılır, çünkü Birinci Sembol, enerjinin titreşimini yükseltir. Bu yolla enerji düğümleri gevşeyip- açılırve zihinsel yapıda çözülürler

ÇKR, enerjiye ihtiyaç duyulan her yerde kullanılabilir. Örneğin, bir mekânı yabancı enerjilerden temizlemekte ve bazı gıdalan yemeden önce arındırmakta ve sonra enerjiy­le yüklemekte bu sembolü kullanmak yerinde olur.

Bazı Reiki öğretmenleri Birinci Sembol ün koruyucu bir özelliği de olduğunu söylüyorlar. ÇKR her nerede kullanılırsa, orada enerji fre­kansını yükseltir. Negatif enerjilerin nispeten daha düşük frekanslan vardır. O bakımdan kendi üzerimizde Birinci Sembol ü kullanarak bedenimizin veya auramızın frekansını yük­seltebilir ve böylece koruyucu bir etki sağla­yabiliriz. Ancak daima içinde bulunduğumuz şartlar önemlidir. Yani, negatif enerjinin tarzı ve yoğunluğu, belirli enerjileri kabul edip- edemeyeceğimiz tamamen bireysel rezonan­sımıza bağlıdır. İşte bu nedenle ÇKR Sembo­lü’nün koruyucu fonksiyonu kesin değildir. Koruyucu fonksiyonu kesin olan sembol, Üs­tatlık Sembolü dür. ÇKR Sembolü nerede enerji gerekiyorsa orada kullanılmalıdır.


 

 

 

birinci sembol

 

 


 

  • ► İkinci Sembol: Sei Heki

İkinci Sembol, iyileşme ve uyum yaratır. İkinci Sembol’ün mantrası "Sei Heki" (okunu­şu: Sei Heki.) Anlamına uygun çevirisi şöyle- dir:

Sei: Embriyo hâli, gizli oluşumlar.

Heki: Dengesizlikleri dengelemek.

İkinci Sembol’ün en önemli niteliği her dü­zeyde enerjetik uyumu sağlamasıdır. Her ne­rede büyük bir enerji farklılığı bulunuyorsa, orada SHK kullanılarak denge ve sakinlik sağ- ' lanır. SHK, çakra faaliyetini normalleştirir. Stresli ortamlarda ve önemli görüşmelerden önce (ve benzer olaylarda) sakinleşmek ama­cıyla SHK Sembolü kullanılabilir.

Her enerjinin kendisine ait bir çift zıt kutbu vardır, bunu biliyoruz. Zıt kutuplardan birisi çeşitli nedenlerden dolayı aşın uçta takılırsa, bu hayatımıza tek yönlülük, içe çekilme, uyumsuzluk, gerginlik (ve benzeri durumlar) olarak yansır. İşte İkinci Sembol, bu iki zıt ku­tup arasında gidip-gelen ibrenin salınımlannı dengeleyerek, içine girilen gergin durumun yatıştınlmasına yardımcı olur.

SHK, tek yönlü takıntıları kaldırarak iki zıt kutbun ortasındaki yolu izleyen bir etkiye sa­hiptir. Reiki'nin etki gücüne uyum ve sakinlik sağlar. İkinci Aşama Reiki’de çok önemli olan bu sembolün önemli bir etkisi daha vardır: Bu sembolün anlamlarından birisi de iyileşmedir. Dolayısıyla bireyin zihinsel düzeyine de hitap eder.

İyileşme, bir bakıma (başka anlamlarının yanı sıra), bireysel zihin yapısı modelini de­ğiştirerek, bu yapıda yalnızca sevgi dolu ener­jilerin (duygulann) akabilmesini sağlamaktır. Bu bakımdan İkinci Sembol e "Mental Sem­bol" adı da verilir. Bu sembol yardımıyla zihin

yapımızı değiştirebilmemiz mümkündür. Çün­kü SHK, bilinçdışıyla bağlantıya geçerek ora­daki yapılan ve inanç modellerini etkiler.

SHK’nin etkisini yönlendirmek istediğimiz­de, bu sembolü bir onaylama (affirmasyon) eşliğinde kullanmamız gerekir. Mental tedavi­deki hedefimiz, zihindeki blokajlan ve enerji düğümlerini açıp-çözebilmektir. Zihinsel yapı­mıza yerleşen blokajlar, zihinsel yapı model­lerinden kaynaklanırlar.

ÇKR yardımıyla, doğrudan etkiyle blokajlar (enerji uyarımlarıyla) çözülmeye çalışılır. SHK yardımıyla da zihin yapısındaki modellere, ya­ni blokajların yerleşkesine doğrudan etki edi­lir.

Zihnin yapısındaki modeller mental teda­viyle iyileştirilince (zihin yapısına yerleşen blokajlar açılıp-çözülür) bilinçdışından bilinç düzeyine çıkarlar ve bilinçte işlenerek enteg­re edilirler.

İkinci Sembol ü kullanmamızın iki temel nedeni vardır: SHK hem enerjiyi uyumlu bir hâle getirir, hem de zihinsel alanı etkileyerek iyileşmeyi güçlendirir.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

►► Üçüncü Sembol: Hon Sha Ze Sho Nen

Üçüncü Sembol'ün mantrası "Hon Sha ZeS- ho Nen”dir. (Okunuşu: Hon Sha Ze Sho Nen.) Bu sembolün görevi, güç ve enerjiyi zamanın ve mekânın ötesinde akıtarak bağlantıyı sağ­lamaktır. Üçüncü Sembol'ün anlamına uygun çevirisi şöyledir:

Hon: Kaynak, başlangıç.

Sha: Parlamak, ışıldamak.

Ze: Doğru rotada ilerlemek.

Sho: Hedef.

Nen: Dinginlik, varoluşta sakinlik.

Üçüncü Sembol, saf bağlantı sembolüdür. Bu sembolle (zamandan ve mekândan bağım­sız olarak) insanlarla, olaylarla ve durumlarla temasa geçerek, onlara Reiki enerjisi gönder­mek mümkündür.

Zamanı ve mekânı aşarak temasa geçebil­me yeteneği her bireyde vardır. Zihinsel alış­tırmalar yoluyla bunu herkesin yapabilmesi mümkündür. HŞZŞN Sembolü "temasa geç­meyi" kolaylaştırır.

Gerektiği gibi kullanıldığında Üçüncü Sem­bol, istenilen kişiyle, durumla veya olayla te­masa geçmeyi sağlayarak etkisini gösterir. Bu işlemde hedef belirlemek önemlidir. Bu sem­bolü kullanırken bir hedef belirttiğimizde, ya­şam enerjisi, ilgili hedefe (veya objeye) yöne­lir.

HŞZŞN Sembolü zamanı ve mekânı aştığı için, onu kullanarak aynı mekânda bulunma­yan kişilere iyileştirici yaşam enerjisini gön­dermek mümkünleşir. Zaman üstü niteliği sa­yesinde bilinçdışının parçalarını oluşturan içeriklere, geçmiş olaylara, durumlara ve tec­rübelere (tıpkı gelecekteki her şeye olduğu gi­bi) Reiki göndermek mümkündür.

İkinci Aşama Reiki’yi kapsayan görev ala­nında en önemli sembol HŞZŞN’dir. Üçüncü Sembol'ün yardımıyla hem içimizdeki çocuk iyileştirilebilir, hem de "gölge” entegrasyonu­nu yaparken zorlanmayız.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

  • ► İlk Üç Sembole Ait Metinler

Sembolleri elinizle çizerken veya onları zihninizde (ruhsal gözünüzün önünde) canlan­dırırken bir sembolün her öğesinde belirli sözcükleri sırasıyla bilinçli olarak söylerseniz, ilgili semboldeki öğenin görevini idrak edersi­niz. Kullanım sırasında sembolün çizgilerinde­ki numaralarla metin bölümlerinin örtüşmele- rine dikkat edin.

Birinci Sembol: Choku Rei

  1. Sonsuzluğa gidiyorum
  2. Karar veriyorum
  3. Kuşanarak bütün enerjilerle varlığın ilâhî özüne ulaşıyorum.

İkinci Sembol: Sei Heki

  1. Üst-kendiliğime gidiyorum, orta-kendili- ğime gidiyorum, içimdeki çocuğa ulaşıyorum
  2. Koruma sağlıyorum
  3. Koruma altındayken elimdeki anahtarla kilidi açıyorum

Üçüncü Sembol: Hon Sha Ze Sho Nen

  1. Sonsuzluğa gidiyorum
  2. Karar veriyorum

3-4. İlâhî kanalı oluşturuyorum

  1. Sonsuzluğu düşünüyorum
  2. Zemini buluyorum
  3. Bir köprü kuruyorum

8-9-10. Evi olsun

  1. İnsanın
  2. Zemini yeryüzü olan
  3. Derinliğe iniyorum
  4. Derinliğin içinde, sonsuzluğu düşünü­yorum

15. Korumayı sağlıyorum

16-17. Dünyada oluşan İlâhî kanal koruma altında

  1. Başlangıcı olmayan, sonu olmayan
  2. İçimdeki çocuğa ulaşıyorum
  3. İlâhî kâseyi buluyorum

21-22. Koruma altındayken ellerimi kâse­nin İçine koyuyorum

Üçüncü Sembol'ün başka bir metni de şu şekildedir:

  1. İlâhî ruh
  2. Aşağıya iniyor

3-4. Dünyanın çatısına

  1. İnsanlığa
  2. İnsanın bilinç düzeyine
    1. İlâhî ruh inmeye devam ediyor 8-9-10. Evin çatısına
  3. İçinde yaşayan insanın
  4. Bilinç düzeyine
  5. İlâhî ruh inmeye devam ediyor
  6. Genişliğine
    1. Derinliğine 16-17. Çatıya
  7. İnsana
  8. İlâhî olan
  9. İnsan kâlbine

21-22. Kâlp kapakçıklarını birleştirmek için.

71
0
0
Yorum Yaz